Mutluluğun Gözü

Mutluluk bir gün kör oldu. Bundan uzun bir zaman önce Tanrı insanları yarattıktan sonra Mutluluğu yarattı ve insanların yaptıkları her güzel şeye ödül olarak da yanlarina gönderdi Mutluluğu. Ve öyle bir şeydi ki Mutluluk gittiği kişinin yanında çoğalırdı ve yanına gittiği kişi “o“nu istemeyene kadar yanından ayrılmazdı. Mutluluğa sahip olan kişide “mutlu ” idi. Müthiş bir sistem vardı ortada. Mutluluk çoğaldıkça başka kişilerin de yanına uğruyordu.Yani bir mutlu insan kendi gibi bir sürü “mutlu” yu daha yaratıyordu.

Bu sistem insanlar güzel şeyler yaptıkça devam ediyordu. Ama insanın hamurunda karşı çıkmak var. “Ne de olsa başkası uğraşıyor ben bir şey yapmazsam hiçbir şey değişmez ” düşüncesiyle bir şey yapmamaya başladı birisi. Bu düşünce diğerlerine de yayıldı ve gün geldi hiç kimse güzel bir şey yapmamaya başladı ve böylece kimse mutlu değildi artık. İnsanlar mutlu olmamaktan şikayetçiydiler.Sonra Tanrı’nın aklına çok güzel bir fikir geldi. Mutluluğu kör etti Tanrı. Sonra da insanların arasına bıraktı. Mutluluk da bilinçsiz bir şekilde çarptığı kişiyi mutlu ediyordu ama kör olduğu için bir kişiyle çok takılmıyordu ve yolunu kaybediyordu. İnsanların bu mutluluğu sürdürülebilir değildi yani. Sonra eskiye özlem duymaya başladı insanlar. Mutlu olmak istiyorlardı artık ve Tanrı ‘ya yalvarıyorlardı “mutluluğun ” gözünü açması için. Tanrı ise: “Mutluluğun ” gözünü yalnız siz açabilirsiniz, dedi.İnsanlar şaşkındı çünkü bu gücün elinde olduklarını bilmiyorlardı. Peki nasıl? dedi insanlar. Tanrı cevap verdi: Güzel şeyler yaptıkça iyileşmeye ve çoğalmaya başlar mutluluk, peki ne zaman tam manasıyla iyileşir ve en çok sayıya ulaşır? Hepiniz güzel şeyler yapınca açılacak mutluluğun gözleri , dedi Tanrı.
Zaten en büyük mutluluk da herkesin güzel bir şey yapması ve her şeyin güzel olmasında değil mi?