Sanat ve Protesto Aracı Olarak Graffiti

Grafiti ya da graffiti, Eski Yunanca ‘graphein’ yazmak; İtalyanca ise ‘sgraffito’ vazo süsleme tekniği anlamına gelen bir kelimedir. Bazı çevreler tarafından sanat olmadığına dair ciddi eleştiriler gelse de grafitinin bir sanat olduğunu savunan, destekleyen ve buna arka çıkan kesim de epey fazladır. Grafitinin günümüzdeki karşılığı kamusal alanlarda veya parklarda, gettolarda, ara sokaklarda mekanların duvarlarını süsleyen, çoğunlukla yazılı, kısmi görselli icra edilen popüler bir sanat olduğudur.

Graffitinin tarihini çok eskilere dayandırmak mümkün. Örneğin Pompei ve Herkülenyumdaki duvar resim-yazılarının grafitinin ilk örneklerindendir. Graffitinin popüler bir kültürel nesne haline gelmesi 1960’lı yıllardan sonra gerçekleşmiştir. Göçlerle beraber metropol hayatının üst üsteliği, düzensiz yerleşmenin ve gettoların çokluğu grafitinin doğuşu için bir zemin olmuştur.

Bu tarihten sonra hızla yayılmaya başlayan graffiti kültürü, kamu binalarına, yollara, köprülere, özellikle duvarlara kalem ve boyalı spreylerle yazı-resim çizerek alışılmış bir görüntü çıkarmayı başarmıştır. Artan graffiti kültürü şehirlerin simgesi haline gelmeye başlamış ve daha çok bir anlam çerçevesinde yoğunlaşmaya başlamıştır.

İçeriklerinde anlamlı veya anlamsız türlü imgeler ve semboller barındıran graffiti, ne tam anlamıyla bir resim ne de tam anlamıyla bir yazı niteliği taşır. Formalist değerlendirmeler garffitinin daha çok yazıt ressamlığına yakın olduğunu vurgular. Aynı zamanda resimden ayrılan en önemli yanı kopyalanma ve taklit edilme olanağının sıfıra inmesi ve dolayısıyla bir ‘ruh’ ve ‘özgünlük’ yüklemesidir. Bu çerçeveden bakacak olursak graffitiyi salt protesto ve propaganda aracı olarak görmememiz gerekir ki bunu yapmak grafitinin sanatsal değerini yabana atmak olur.

Graffitinin evrensel olarak bir sanat değeri görmesinde reklamların ve galerilerin çabası sonucu değil aynı zamanda dönemin ünlü sanatçılarının ( Jean Dubuffet, Jackson Pollock) da eserlerinde garffitiden yararlanmasıyla olmuştur.

Graffitinin sanatsal değerini ortaya çıkarmakta ve aynı zamanda politik açılardan tekrar yorumlama konusunda, grafitinin en önemli isimlerinden biri de Katalan sanatçı Tapies’tir. Tapies’e göre duvar bir ifade biçimidir. Graffitinin iletişimsel gücünü keşfettikten sonra bu sanata yoğunlaşmaya başlayan sanatçı bu sanatın, grafitinin bir protesto biçimi olduğu konusunda ciddi araştırmalarda bulunmuş ve yazılar kaleme almıştır. Tabi Tapies’in tarihsel bir nedeni de vardı. İspanya İç Savaşı, 1939 yılında Franco lehine sonuçlanmış ve Katalonya’nın bağımsızlığı suya düşmüştü. Dolayısıyla bu kabullenmeyiş onu graffiti gibi doğrudan politik bir sanata sevk etmiştir.