Ne İstediğimizi Biliyor Muyuz?

İnsan olarak yaşantılarımızda tezatları sıklıkla yapar ve ihtilaflarla oldukça fazla boğuşuruz. Bazen ne istediğimizi, neye sahip olma isteğimizi sıklıkla unuturuz. Zengin olduğumuzda küçük şeylerden mutlu olmayı, fakir iken zengin olma şansını elde etmeyi isteriz. Elde ettiğimiz başarılar ve şansların hep daha fazlasını ya da daha mütevazısını kazanmayı kendimize amaç ediniriz.

Yaşlıyken gençliğimize özlem duyarız. Gençken bir an önce yetişkin olma hayalleri kurarız. Aslında her anımız tezatlarla dolu ve biz hiçbir zaman bu tezatları arzulamaktan vazgeçmeyeceğiz. Ne kadar okusak, ne kadar araştırsak ya da ne kadar tecrübe edinsek de hep aslında olmayanı ya da olamayacak olanı düşleyeceğiz.

Öğrenciyken hemen okulun bitmesini ve iş hayatına katılmayı planlarız. İş hayatına atıldığımızda ise öğrenciliğin o daha az sorumlu hayatını yad ederiz. Aslında bu insanın yaratılışının bir gereği olarak karşımıza çıkar. Elde bulunandan zaten kaçış yok bu yüzden insan hep sahip olmasını istediği şeyleri düşler ve de sahip olamayacağı şeyler ister.

Hatta bazen bizi müşkül duruma düşüren teknolojinin eksikliğinden gem vururuz. Bazen de teknolojinin hayatımızı ne kadar sıradanlaştırdığından ve tek tipleştirdiğinden yakınırız. Evet hayat bu dengede, aynı randımanda, aynı rotada yoluna devam eder. Yaşlı gence, genç yaşlıya, öğrenci çalışana, çalışan öğrenciye köylü şehirliye, şehirli köylüye hep özlem duyacaktır.

Kendi konumumuz bizlere anlık ya da kısa vadede mutluluk hissini verse de insan, ya daha fazlasını, ya daha azını isteyecektir. Fakat bu tezatların en çaresizi bana göre. Yaşlının gence, çalışanın öğrenciliğe özlem duymasıdır. Çünkü geri döndürülmesi imkansızdır. İmkansızı bilmek, gerçekleşemeyeceği duygusunu hissetmek insan için büyük ve asla dindirilemeyecek bir özlemin hep var olması anlamına gelir.

İnsan fakir olmak ister mi? Evet ister. Maddi zenginliğiniz sizin manevi zenginliklerinizin önüne geçiyorsa, zenginliğiniz çevrenizle sizin aranızı açıyorsa, etrafınız pragmatist insanlarla doluysa, kimseye güveniniz kalmadıysa, yarınınızdan endişe ediyorsanız, hayatınızın yoğun temposundan bıktıysanız eğer elbette ki daha mütevazı bir yaşamı tercih etmeniz gayet doğal. Ben, tüm bu saydıklarımı göz önünde tutup hala bu şartlarda zengin olmayı haklı sebeplere dayandırarak açıklamaya çalışacak insanların çok olmayacağı ve bu konuda pek de samimi olamayacakları kanaatindeyim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: