Ne Olacak Bu Memleketin Hali?

İnsan sormadan edemiyor: Bu gidiş nereye? Daha ne kadar kötü, daha ne kadar felakete gidebiliriz? Her millet layık olduğu şekilde yönetilir derler. Her millet, kime ve neye layıksa o şekilde yönetilirmiş. Eğer iyiye layık bir millet iseniz iyi yöneticiler tarafından yönetilirsiniz. Zaten devlet dediğimiz kurum da bu değil mi yani ‘kendi doğal haklarımızdan vazgeçerek, haklarımızı birkaç kişiye emanet ettiğimiz aygıt‘ değil mi?

Devlet, Türkler için her dönemde kutsal bir kurum olmuştur. Devlet, her dönemimizde vardır ve bundan sonraki dönemlerde de devlet bizim için aynı şeyler ifade edecektir. ‘Fıtrat değişir sanma’ diyen şair Mehmet Akif gibi bu fıtrat da nitekim değişmeyecektir. Bu konuda hemfikirsek başlayalım.

Efendim, devletle hükumet farklı şeyler. Siz AKP‘yi eleştirmekle devleti inkar etmiş ya da devlete cephe almış olmazsınız. Hükumet eşittir devlet demek değildir. Hükumetler geçicidir devlet kalıcıdır. Bu farkı da böyle izah ettikten sonra biraz daha derine inelim.

Malum kriz dönemindeyiz. AKP‘nin en iyi yaptığı şeyle karşı karşıyayız aynı zamanda: İtibarsızlaştırma ve isim değişikliği. AKP, bir kişiyi ya da bir şeyi itibarsızlaştırmak için isim değişikliğine gider. Bundaki amaç intibasını farklı bir şekilde halkın zihnine yerleştirmektir. Mesela ‘zam değil güncelleme’ örneğinde olduğu gibi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bilerek ‘cehape‘ denilmesi gibi.

Ekonomi duayeni Necmettin Batırel‘in de ifade buyurduğu gibi ”ortada büyük bir yangın var bu yangın suyla sönecek bir yangın değil buna köpükle müdahale etmek gerekir’. Mesele şu ki hükumet günü kurtarmaya yönelik adımlar atıyor. Her gün haberlerde şu ülkeden bu ülkeden para geldi diye seviniyoruz. Ateş olmadan yerden duman çıkmaz. Oldu ya IMF’nin kapısını çaldık. O zaman ne olacak? Zaten dışarıdan gelecek üç kuruş sıcak paranın yüzü suyu hürmetine dayanan ekonomi, IMF’den borç alınca düzelecek mi?

Tanzim çadırlarının kurulmasında neden bir yanlış bulalım siz gerçekten ve tüm iyi niyetiniz ile müdahale ettiniz ancak olmadıysa? Kimse halkın ucuza sebze ve meyve almasını sindiremeyecek kadar aşağılık olamaz. Burada eleştirilen durum, bu hale nasıl gelindiği.

Bir futbol maçıyla ülke gündemi iki saatte değişti. İki gün boyunca bu maç konuşuldu. Derken tanzim çadırları açıldı ve muhalefet haklı olarak bu kuyrukları ‘karneyle ekmek alınan döneme’, ‘tüp, su, yağ kuyruklarına’ benzetti. Şimdi burada bu duruma nasıl gelindiğini soran vatandaş nasıl ve hangi gerekçeyle haksız olsun?

Ne olacak bu memleketin hali? Bunu ‘onlar’ da bilmiyor. Onlar kendilerine biçilen rolleri kusursuza yakın oynamaya çalışıyor. Olan, tarihin her döneminde olduğu gibi ‘vatandaşa’ olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir