Neden Fakiriz?

Vaktiyle Lidyalılar parayı bulduklarında o zamanki dedemi işaret ederek ‘bu adama vermeyin’ demişler ve biz o zamandan beri fakiriz. Yani genetik bir şey. Zengin olmak yapımızda yok, olamıyoruz.

İşin şakası bir yana asırlardır süregelen dünyamızda milyonlarca hatta milyarlarca insan yaşadı ve misliyle iş yaptılar. Kimi ticarette, kimi toprakta buldu kazanacağı parayı. Miras bırakıldı, miraslar pay edildi. Kalanlar bir şekilde hayatlarını devam ettirecek seviyeye ulaştılar. Şimdi dönüp kendime ve ülkeme bakıyorum. Açlık sınırı 1450 TL ama asgari ücret 1400 lira. Yoksulluk sınırından bahsetmiyorum ki yoksulluk sınırı 2000 TL. Yani açlık sınırı dediğimiz şey barınma, fizyolojik ve biyolojik ihtiyaçların en düşük ücrette karşılanması ile ortaya çıkıyor. Henüz Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşi üçgenindeki tabanı zar zor, kıt kanaat dolduran bir geçim. Üst üçgene geçiş işe biraz daha zahmetli. Maslow sanki bunu biraz Kast sistemi ile karıştırmış. Yıllardır ülkecek üçgenin en altında sürünüp duruyoruz, sanki ilahi bir emirle yasaklanmışız gibi üst mevkiye çıkamadık. Güvenlik ihtiyacı, kendini kanıtlama ihtiyacı gibi ihtiyaçlara henüz aşina değiliz.

Bazen Kast sistemine dahi ait olmayan, hiçbir sınıfa dahil olamayan Dalikler gibi hissediyorum. Kast sistemine göre bu insanlar dünyaya acı çekmek için gelirler ve dünya yaşantılarında şükreder, isyan etmezlerse reankarnasyon ile öteki dünyalarında bir üst seviyeye çıkabiliyorlar. Acaba diyorum, bizde mi öyleyiz. Sonra dahil olduğum gruptan insanları görüyorum. Dikey yükselme basamaklarını deparla çıkmış, ortanın yukarısına, en üstün sınırına dayanmış insanları görüyorum ve bunun sadece batıl bir inanç olduğuna hükmediyorum.

Demek ki yapılabiliyor ama bize neden uğramıyor bu şans diye düşünürken bir fail keşfettim güpegündüz, suç üstü: Tüm suç yine o Lidyalılarda. Ne vardı o zamanki dedeme de ‘sen gelme ulan ayı’ demeselerdi ve şu an biz de kendimizi kanıtlama uğraşı içinde olsaydık. En azından ay sonu yaklaşınca karnımızı nasıl doyuracağımızın derdine düşmezdik.