Neden Israr Etmeliyiz?

Lafın tamamı deliye sözlenir diye bir söz vardır Anadolu’da. Sözün hikmeti lafın tamamının gerçekten de söylenmemesi değil, bazen her şeyin söylenmeden de yapılması gerektiğidir. Bu söz biraz da ısrarın bazılarında gerçekten hiç tesir etmediği için kullanılmış bir sözdür. İhtiyaten istek ve temennide bulunurken en fazla iki kez söylersiniz ve söylediğiniz ikinci söz ilkinin garanticisi olur. Daha sonra yapılmadığını görünce veya gerçekleşmediği apaçıksa ısrar başlar ve bu ısrar etmek kim ne derse desin hem ısrar eden hem de ısrar edilen kişi için zul bir durumdur. Kurumlar için zul değildir zira kurumlar, işleri yapacak elemanları her daim bulurlar.

Öte yandan lafın tesirli olabilmesi için kişiliğinizi kullanır ve istediğiniz bir vakit aralığında bazı şeylerin istenilen kişi veya kurumlar tarafından gerçekleşmesini beklersiniz. Bu günümüz dünyasında henüz tam oturmamış bir durumdur. İlla ki ısrar etmek ve peşinden koşmak gerekiyor hakkınımızı almak için. Yani sözün bir senet olduğu dönemlere biz, birkaç yüzyıl fark atmışız.

O yüzdendir ki Türkiye’de noter müesseseleri oldukça yaygın. Adam güvenmiyor ki karşısındakine. İlla “ben şunu şunu, şu tarihte şu kadar paraya şu kişiye sattım” yazısına noter kaşesi ve imzası bastırmadan rahat edemiyor. Şimdi böyle bir ortamda ısrar etmek ve bir şeyin üzerinde hak talep edip onun için koşturmak gereksiz bir eylem mi? Hukukla söz güvence altına alınmış olsaydı elbette ki hakkımızı aramak için ne ısrar ederdik ne de kapı kapı dolaşırdık.

Ortam yok. Bize o güvenceyi sağlayan bir ortam yok. Neden ısrar ederiz? Bahsettiğim bir evladın babasından isteklerini ısrar etmesi değil. Hak olarak bir şeylerin ısrarıdır. Zira haklıdır bu ısrarlar. Ve zira siz alıştığınız zaman ısrar etmemeye, birileri daha da çöreklenir üzerinizde ve bunun ağırlığından bir ömür kurtulamazsınız. Çünkü bu karakterle birleşir ve size mezara kadar eşlik eder.