Ordu-Millet Anlayışı Nedir?

Ordu-millet anlayışı, özellikle İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde yaygın olan bir inanıştır. Ordu-milet anlayışına göre bir devlet içerisinde yaşayan her birey bir askerdir ve savaş halinde orduya katılır. İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde yaygın olan bu anlayış, zamanla değişmiş ve askerlik bir “meslek” olarak kalmıştır. Türk Devletlerinde ordu-millet anlayışı, Selçuklular ve Osmanlılar zamanınında paralı askerlerin ordu içerisinde yaygınlık kazanmasının ardından önemini kaybetmiştir. Ordu millet anlayışının serüvenine bir göz atalım. 

Eski Türk Devletlerinde Neden Ordu-Millet Anlayışı Gelişmiştir? 

İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde hakim olan yaşam daha çok göçebelikti. Devlet içerisinde yaşayan bireylerin ekonomik faaliyetleri de yine hayvancılık üzerineydi. Göçebe hayatı, eski Türk devletlerinde yaşayan insanların bir arada ve kolektif yaşamlarına neden olmuştur. Aynı zamanda ülke içerisinde yaşayan insanların büyük bir kısmı Türk olduğundan ve yabancı etnik unsurların olmamasından dolayı sınıfsal ayrımlar da yaşanmamış ve bu da her bir vatandaşın eşit olmasını sağlamıştır. 

Ordu-millet anlayışının eski Türk devletlerinde yaygın olmasının bir diğer nedeni de Göktanrı inancıdır. Göktanrı inancına göre Türkler, kendi vatanlarını terk etmezler ve ne pahasına olursa olsun ülkelerini korurlardı. Bunu Orhun Kitabelerinde açıkça görmekteyiz. 

Ordu-millet anlayışının eski Türk devletlerinde hakim olup İslamiyet sonrası Türk devletlerinde yaygın olmamasının en önemli sebepleri kısaca din ve devletin yapısıdır. 

Ordu-Millet Anlayışı Neden İslamiyet Sonrası Türk Devletlerinde Gelişmemiştir? 

İslamiyet sonrası Türk devletlerinde devletlerin yapısında çok farklı uluslardan vatandaşların olduğunu görmekteyiz. Daha doğrusu, devletin hakim olduğu bölgelerde çok farklı milletlerden insanlar vardı. İslamiyet sonrası Türk devletlerinin yönetim yapısının “teokratik” olduğunu düşünürsek devlet, sosyal yapıya da müdahale etme ihtiyacı hissetmiş ve askerlik görevini yapacak veya yapmayacak olanları belirlemiştir. En geniş tabiriyle Gayrimüslimler, askere gitmezler ve bunun yerine devlete “cizye”’adında koruma parası verirlerdi. 

Bu durum, ilerleyen zamanlarda paralı askerlerin de doğmasına neden olmuştur. Örneğin Selçuklu Devletinde “ikta”; Osmanlı Devleti zamanında ise “tımar” sistemi, paralı asker yetiştirmek için devletin temel politikalarından birisi olmuştur. İkta ve tımarı her ne kadar ekonomik olarak değerlendirmek mümkünse de Osmanlı Devleti’ndeki Yeniçeri Ocağı, ordu-millet anlayışının net bir biçimde kaybolduğunun bir örneğidir. 

Ordu-millet anlayışı, “her Türk asker doğar” felsefesinin bir yansıması olarak eski Türk devletlerinde hakim olan bir inanç haline gelmiş fakat İslamiyet sonrası Türk devletlerinde bu inanç ortadan kaybolmuştur. 

Ordu-millet anlayışının son örneklerini, Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda veren Türk milletinin gençleri “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atarak bedelli kovalamaktadır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir