Özel Kurumların Sömürgecilik Faaliyetleri

Özel kurumlarda çalışmışsanız eğer zorluklarını bilirsiniz. Tamamen özeli kötüleyip devleti gereksiz yere şişirmek istemiyorum ama devletin kapısından giriş yaptınız mı kimse size ‘birader’ diyemez ya da ‘performans’ masalları okuyamaz. Fakat özelde öyle bir muhabbet var ki sizin bir kademe yükseğinizde bulunan yeni yetme bir kişi gelip dilediği gibi fırça atabiliyor ve siz buna bir şey diyemiyorsunuz. Hiyerarşik düzen kim ne derse desin özel kurumlarda daha keskin bir geçişe sahip. Yumuşama ya da yumuşak geçişler neredeyse yok. Bir de tabi sistem olarak özel kurumların bir sömürgecilik faaliyetleri var ki sormayın dünyayı yeseler doymazlar o derece yani. Masallar, içi boş nasihatler, gereksiz nutuklar, manasız tempoda tutma çalışmaları gibi gibi lüzumsuz ve aslında bir o kadar da sinir bozucu birçok özelliği bir bünyede toplayabiliyorlar ve siz asıl buna şaşırıyorsunuz: Hepsi bir arada.

Örneğin sakin sakin çalıştığınızı varsayalım ve rutin işlerle meşgulsünüz. Evraklar, mevraklar, şirket gelir giderleri, grafikler, satışlar, primler, borsa durumları, çalışan istifaları gibi bir tarafınızla yapacağınız işler haline gelmiş işciklerle hemhalsiniz. Tam o sırada kuvvetle muhtemel müdür yardımcısı, şef ya da koç gibi milyon tane vasıftan ama sizden de bir ya da iki kademe yukarıda bir görevi üstlenmiş bir görevlicikten yoğun bombardıman eşliğinde naatları dinlemeye maruz kalırsınız. Şirket öz geçmişi, şirketin misyonu ve vizyonu fon müziği eşliğinde naatlardır bunlar. Klasiktir, işte güneş çarığı; çarık da ayağı sıkıyor, yapmalıyım der gibi bir ifadeleri de olur ama eğer deneyimli iseniz bunların boş beleş işler olduğunu bilirsiniz.

Öte yandan perakende şirketlerinde çalışıyorsanız durumunuz vahim. Hele kişisel yani performansa bağlı primli iş yerlerinde çalışıyorsanız geçmiş olsun. Yukarıda dediklerimi unutun. Her şeyi unutun daha doğrusu ve şu söze odaklanın: Dini imanı para olmak. Yanlış duymadınız mentalite tamamen bu. Ne yapıyorsanız yapın o yaptığınızdan daha iyisini yapın mantığıdır bu. Hatalar ve davranışlar sorgulanır, düşüklük hesaba çekilir, gerekirse, ne gerekirse gerekmesine gerek yok, dilerlerse ve sizden iyisini bulmuşlarsa çat kapı, kapı dışarı edilebilirsiniz. Sorgusuz sualsiz ceketinizi alıp çıkmak zorunda kalabilirsiniz.

Benim özel diye nitelendirdiğim yerler burası. Genelde aylık, haftalık ya da günlük hedefler olur. Hedefe ulaşmak için yapılan her şey mübahtır Makyavelist anlayışı gibi, her türlü yalan dolan; hile hurda; çarık çürük kullanılır. Hedefi gerçekleştirirsiniz güç bela ama bitti mi? Hayır. Neden daha fazlasını yapmadınız gibi aptalca ve gayet kapitalistçe bir soru  ile de karşılaşabilirsiniz. Hani daha fazla ne yapabilirim sorusu var ya işte o sorunun en çok cevapsız kaldığı yerdir perakende şirketleri. Varınızı yoğunuzu, yüzde yüzünüzü, her şeyinizi ortaya koysanız dahi hep bir kademe daha yüksek olanını isterler. Örneğin Atasun Optik. Dışarıdan nasıl gözüktüğü hakkında herhangi bir fikrim yok ama içerisini, içeride ne döndüğünü gayet iyi bilirim: Bol bol yalan, makyavelist-kapitalist yaklaşım, rekabet ve türlü türlü entrika. Kameralarını izleme fırsatımız olsa da izlesek: Entrika dolu Türk dizisi kıvamında bir yer. Başka bir yazımda bu leş ve bir o kadar da rezalet yeri uzuuuuuun uzun anlatacağım.

Ne demiştik? Perakende. Bir de şu var: Rekabet. Dostunun önüne geçme, en yakın çalışma arkadaşının arkasında iş çevirme. Kısacası bir hayvana benzetecek olursak mesela sırtlan gibi akbaba gibi hayvana benzer perakende şirketleri. Mideniz bulanır ve her gün lanet edersiniz. Benim şaşırdığım bu ortamdan zevk alan, bakın hoşlanan demiyorum, sadist gibi zevk alan insanlar var. İmkanınız varsa çalışmayın diyeceğim ama kariyet.net’te secretcv’de en çok bunların ilanı var. Neyse hayırlısı….

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir