Pers İmparatorluğu

Haklarında bilgileri daha çok başkalarının onlar hakkındaki yazdıklarından öğrendiğimiz Persler, gündelik hayattan askeriyeye kadar pek çok konuda kendilerinden tarih boyunca söz etirmiş ve ilgi çekmişlerdir. Yunanlılarla yaptıkları meşhur savaşlarda Herodot’un Persler hakkındaki gözlemleri, Pers tarihini aydınlatmada önemli bir kaynak niteliğindedir. Tarihleri, İran Tarihini anlama açısından oldukça önemlidir. Bu yazımızda Pers isminin nerden geldiğini, Perslerin ortaya çıkışını, imparatorluğun kurulmasını, genişlemesini ve dağılmasını, Perslerde gündelik yaşamı ve Pers İmparatorluğu’nun genel hatlarının neler olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Pers İsmi Nereden Geliyor?

Perslerin, literatürde geçen isimleri, daha çok ”Aryanlar” ve ”Parslar”dır. Arapça’da ”P” harfi olmadığından dolayı ”Pars” olan isimleri Fars olmuş ve bu isimle de anolmışlardır. Daha sonraki zamanlarda İran halkının Arapça bilmedikleirinden dolayı Araplar onlara ”Acem” ismini vermişlerdir.

Perslerin Ortaya Çıkışı

Hint Avrupa medeniyetinden olan Persler, milattan önce 2000’li yıllarda kitleler halinde (hala tartışmaya açık) nereden göç ettikleri şaibeli olan yerlerden bugünkü İran topraklarına yerleşmişlerdir. Bu bölgede daha önce yaşamış ve kendileriyle aynı soydan olma ihtimali güçlü olan Medler ve Sami kökenli bir halk olan Elamlar da vardı. Bölgede kültürel anlamda diğer iki kavmi de sindiren Persler kısa süre sonra karışık (melez) bir halk meydana getirdiler. Kendilerine Aryan ismini veren Persler, şimdiki ”İran” kelimnesinin kökenini oluşturmuşlardır.

İran’ın milattan önce, Pers İmparatorluğu kurulmasından evvel siyasi yapısı karışıktı. Medler Batı İran’da Partlar Horasan’ın batısında ve Persler de Güney İran’da yaşarlardı. Persler ilk olarak Elamlar’ın  daha sonra da Medlerin hakimiyeti altında yaşadılar.

Pers İmparatorluğu’nun Kuruluşu

Milattan önce 7. yüzyılda Persler, Med Krallarından olan Ahmen’i ülkelerinin kralı ilan ettiler. Perslerin ”Ahameniş Hanedanı”  ya da ”Akamenit Hanedanı” olarak anılmasının temel nedeni de kurucularının adından gelmektedir. Daha sonra Ahmen’in oğlu Teispes ise ülkenin (Perslerin) ilk kralı oldu. O sıralarda Medlere bağlı olan Persler, Teispes ve Ahmen’in fetihleri ile birlikte Elamları ortadan kaldırdılar ve Elamların başkentleri olan Sus, bir müddet Perslerin yönetim yeri oldu. Daha sonra ülkenin başına  I. Keyhusrev ile I. Keykâvus geçti. Ülkenin sınırlarını genişlettirdiler fakat Medlere bağlı bir devlet halinde olan Perslerin tam bağımsızlığını sağlayıp bir imparatorlulk haline getiren  I. Keykâvus’un oğlu II. Büyük Keyhüsrev’di. Böylece Büyük Pers İmparatorluğu kurulmuş oldu.

Pers İmparatorluğu’nun Yıkılması

İmparatorluğun en en önemli hükümdarlarında olan Kambiz, Mısır’ı imparatorluğun sınırlarına kattı.

Kambiz’in ölümü üzerine, Ahmen hanedanından Dâra, İran tahtında hak iddia eden, kendisini Ahmen Hanedanından sayan büyücü Gaumata’yı ortadan kaldırarak tahta oturdu.

Dâra’dan sonra İran tahtına Serhas geçti. İmparatorluk, I. Ardaşir, II. Serhas, II. ve III. Ardaşir’in saltanatlarında bazı topraklarını kaybetti. III. Dâra zamanında, İran toprakları, Makedonyalı Büyük İskender’in eline geçti, Dara (M.Ö. 331) İskender’le yaptığı savaşta hem tacını, hem de canını kaybedince, 200 yıldan fazla süren İran İmparatorluğu yıkıldı.

 

Yunan-Pers Savaşları

‏Haklarındaki bilgiyi daha çok başkalarının onlar hakkında yazmış olduğu kaynaklardan öğrendiğimiz monarşik Persler ile demokrasi ve bilimin entelektüel toplumu Yunanlıları karşı karşıya getiren savaş, Yunanlıların Pers yönetimi altındaki İyonyalıları devlete karşı başkaldırdıklarında desteklemesiyle başladı.

Bu durum Pers Kralı (Ksakles) Serhas’ı çok sinirlendirdi ve Yunanlara karşı savaş açtığını bildirdi. Böyle tarihe dönüm noktası olarak geçecek savaşlar dizisi başlamış oldu.

Serhas, Yunan şehir devletlerinden o zamanki en güçlü şehir devleti olan Atina’ya iki sefer düzenledi. Atinalılar komşularından yardım talebinde bulundu. Diğer şehir devletlerinin destek vermesiyle iki kuvvet Atina’ya 42 kilometre uzaklıktaki bir alanda karşılaştı. Pers kuvvetleri sayıca Yunanlardan üstündü ama Herodot bir Yunandı ve ona göre Pers kuvvetlerinin sayısı 5 milyona yakındı. (Termofilay ve Maraton Savaşları)

Persler’de Gündelik Yaşam

Persler, göstrerişe deyim yerindeyse ”tapan” bir kavimdi. Süslü elbiseler giyerler, kafalarında daima taç benzeri başlıklar olurdu. Büyük evlerde yaşarlar ve daha çok yakınlarıyla evlenirlerdi. Mesela I. Keykavus, kız kardeşiyle evlenmişti. Bu, özellikle Antik Mısır’da görülen bir özellikti. Persler Avesta adı verilen bir dili konuşurlardı. Bu dil zamanla zenginleşti ve Farsça’nın temellerini oluşturdu. Perslerde kadınların rolü erkeklere göre daha az ve işlevsizdi. Erkeklerin bariz bir üstünlüğü bulunuyordu. Zerdüştlükten dolayı her evde mutlaka bir ocak yakılırdı.

Pers İmparatorluğunun Genel Özellikleri

Dünyadaki hemen hemen tüm kara imparatorlukları için bir model olmuşlar. Tabi biri hariç: Moğollar.

Satraplık

Pers İmparatorluğu’nun fethettiği geniş toprakları ”Satrap” adı verilen valilerle yönetilirdi. Satrap, hükümdarın naibiydi. İkamet ettiği şehrin merkezinde bir sarayda oturur, kendi adına gümüş

para dahi bastırırdı.

Persler fethettikleri yerlerdeki halkları sıkmadan ve son derece devletçi bir politika çerçevesinde yönetiyorlardı. Yeni fethettikleri bölgelerin krallarına ve ileri gelenlerine krala bağlılık yemini edip, vergilerini ödemesi koşuluyla dokunmuyorlardı. Bu yüzden Perslerin krallarına ”kralların kralı” deniyordu.

Öte yandan vergiler yüksek değildi ve Persler ticaret ağını genişletmek maksadıyla yollar ve kaliteli altyapılar ile şehirlerini dizayn ediyorlardı. Bu konuda Herodot şöyle der;

“Ne kar, ne yağmur, ne sıcak, ne karanlık onlara verilen görevi tam hızla yerine getirmekten alıkoyabilir.”

Persler dinde de fethettikleri yerlerdeki insanlara özgürlükler tanıyorlardı. Hatırlatalım, Persler Zerdüşttü ve kimilerine göre bu dünyanın ilk tek tanrılı dini olarak kabul edilir. Hepimizin çok yakından tanıdığı iyi-kötü ikilemini tanıtan zerdüştlüktü. Melek ve şeytan, doğru ve yanlış gibi. Persler şaşırtıcı bir şekilde kendi dinlerini diğer topluluklara yayma ve zorla kabul ettirme gibi misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuyorlardı.

Zerdüştlük köleliği de yasaklayan bir inanış olduğundan dolayı Pers İmparatorluğu sınırları içerisine ‘kölelik’ hiç duyulmamış birşeydi.

Kısacası M.Ö 5. yüzyılda yaşıyor olsaydınız Pers İmparatorluğu en ideal yerdi.