Reklam Ne İşe Yarar

Evinizin bir odasına bir dönerci dükkanı açın, tezgahınızı ve gaz ocağınızı bir güzel ayarlayın domatesi, kıvırcığı, soğanı kısacası her donanımını hazırlayın dönerinizi satmak için. Evimizin odasına mı? Evet, evinizin odasına! Satabilir misiniz ya da istediğiniz satışı yakalayabilir misiniz böylece? Cevabını bastıra bastıra söyleyelim en baştan: Hayır! Yalnız dönerinizin kokusu o kadar güzel olur ki komşular ve onların komşuları, yan binadan da komşular gelir en fazla mahallenize satarsınız o nefis dönerlerinizi. Ne anlatıyor bu gene diye iç ses getirebilirsiniz. Fakat benim anlatmak istediğim şey reklamın önemidir aslında bakarsanız. 

Reklamını yapmadan evinizin bir odasında açtığınız döner işletmesinden kar elde edebilir misiniz? Reklamsız hiç bir şey olmaz. En iyi ihtimal döneriniz yani ürününüz o kadar kaliteli, eşsiz ve güzel olacak ki istediğiniz satış rakamlarını ve ulaşmak istediğiniz itibarı ve bilinirliği yakalayabilesiniz. 

Reklam bir kişi, kurum veya marka için vazgeçilmezdir. Aynı şeyi bir tarihçi üzerinden verelim. Öyle bir tarihçi düşünün ki İlber Ortaylı’dan çok daha fazla bilgili, tarihteki tüm milletleri, savaşları, antlaşmaları ya da olayları biliyor olsun ama yine bu tarihçi arkadaşımız Ne bir televizyona çıkmış olsun, ne bir konferans versin ne de bildiklerini birilerine anlatmış olsun. Kim keşfedebilir onu. Kimse, evet hiçbir kimse keşfedemez onu. Bildikleriyle kalır, öğrendiği kendisine kar kalır da başka hiçbir şey olmaz. 

Özünde reklam keşfetmektir. Yeni olanı, yeni çıkanı, iyi olanı ya da kaliteli olanı keşfetmektir. Başka bir deyişle reklam bir vitrindir. Bütün hünerlerinizi sergileyebileceğiniz ya da herkese gösterebileceğiniz ışıklı, bol ihtişamlı bir alandır. Herkes bu alanda kendisini, ya da sahiplendiği markasını ve kurumunu satar. Karanlıkta kalmış bir hizmetin veya ürünün tanıtımı ve reklamı yapılamaz. Reklam kötü bir yol değil aksine etkili bir yolken; tanıtmamak ve birilerine açmadan yaymaya çalışmak boşa bir uğraştan öte gitmemek demektir.