Sinagog Nedir? İstanbul’daki Sinagogların Geçmişi ve Bugünü

Yunanca bir sözcük olan sinagog syn (beraber) ve ago (getirmek) köklerinden türemiştir. İki kelimeyi bir araya getirdiğimizde ‘beraber olma’ anlamı çıkmaktadır. Sinagog kelimesinin İbranice orijinal karşılığı ‘toplanma evi’ anlamına gelen ‘Beth ha Kenesset’tir.

İstanbul’un ilk bilinen sinagogunun Halkoprateia (Bakırcılar) mahallesinde, MS. 318 yılında, kaynaklarda ismi belirlenmemiş bir mabet olduğu rivayet edilir. Teofaros’a göre bu mabet daha sonra 450’de kiliseye döndürülmüştür. Kiliseye döndürülmesinde II. Teodosis’un kız kardeşinin ısrarının etkili olduğu da yine rivayet edilenler arasındadır. Aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde (vakıf tutanaklarının tutulduğu belgelerde) Tahtakale semti yakınlarında bir sinagogun varlığından bahsedilmektedir. 450 yılında kiliseye çevrilmiş olan Bakırcılar Sinagogunun yapımına 15. Yüzyılda tekrar başlanmıştı. Fakat semt olarak değişiklik gösteren bu sinagog, farklı tartışmaları ve yaklaşımları da beraberinde getirdi. Bir ihtimale göre Museviler bakır işlemeciliğinde usta bir topluluktu fakat ekonomik nedenlerden ötürü başka bir yöreye taşınmışlardı. Bununla birlikte dini ibadetlerini yerine getirmek maksadıyla burada bir Sinagog inşa etmeye karar vermişlerdi. (Tahtakale yakınlarına)

 

Yine Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinden elde edilen bulgulara göre, şu an Bahçekapı civarında bir Sinagog vardı. Bugünkü adıyla Arpacılar Caddesi’nde de yine bir Sinagog olduğu yazıyordu. 17. Yüzyıla ait bir fermana göre Balat semtinde, İstanbul’un fethinden önce inşa edilmiş 3 Sinagog bulunuyordu. Bunlar Ahrida, Karaferye ve Yanbol’du.

Bir dönem İstanbul’da görev yapmış ve aynı zamanda İstanbul’un Tarihi Eserleri adlı bir kitabı da bulunan Pierre Gilles’e göre 16. Yüzyılda Musevilerin İstanbul’da 30’dan fazla Sinagogu olduğunu belirtmiştir. Gilles gibi Fransız bir bilim adamı olan (tarihçi) Michel Baudier da 17. Yüzyılda, Yahudilerin İstanbul’da tam 38 tane Sinagogunun olduğunu belirtmiştir. Aynı zamanda Galata’da bulunan en eski Sinagoga, 1697 yılında inşa edilen Yeni Cami’nin kazısında rastlanmıştır.

Kudüs’teki Belz Sinagogunun içi

 

 İstanbul Sinagoglarının Özellikleri

İstanbul’da inşa edilen Sinagogların kendilerine has bir üslupları yoktu. Sinagoglar genellikle inşa edildikleri dönem ve inşa eden kişilerin etkilendiği akımların izlerini taşıyorlardı. Bulundukları coğrafyaya göre değişiklik gösteren Sinagoglar aynı zamanda işlevsel zamanlarında doğal afetlerden de epey etkilenmiştir. İstanbul’da bulunan çoğu Sinagogun birbirinden çok farklı mimaride olduğunu gözlemleyebiliriz. İstanbul’da bulunan Sinagoglar genellikle Yahudi yerleşim birimlerine yakın bir yerde olurlar ve Sinagogun inşasında, dışarıdan bakıldığında rahatsızlık uyandırmayacak kadar sade bir izlenim bırakmasına dikkat edilirdi. Sinagogların aynı zamanda bir bahçesi ve çok geniş olmamakla birlikte bir de avlusu olurdu. Avlunun içinde genellikle bir çeşme de bulunurdu.

 

Seferad Sinagoglarının Özellikleri

Seferad Sinagoglarının mimari yapısı, esin kaynağını Tevrat’ta geçen ‘üçüncü gün Rab Sina Dağı üzerine inerek herkese görünecek ve halkı etrafına toplayarak diyecek ki’ sözü oluşturur. Bu çerçevede Sinagogların orta kısmına ‘teva’ adı verilen dua okuma kürsüsü konulur ve etrafına ibadet etmek için gelen Musevi cemaat için yer bırakılırdı. Bu tarz Sinagoglar Yanbol, Unkapanı ve Zülfaris Sinagoglarıydı. Ancak Neve Şalom Sinagogunda teva, ehalin( toraların bulunduğu dolap) bitişiğinde yer alır ya da Haydarpaşa Sinagoguna teva, arka duvarın hemen yanı başında olurdu.

Zülfaris Sinagogu

Sinagogların yönü yani kıblesi Kudüs’e çevrilmiş bir haldedir. Sinagogun en dikkat çeken ayrıntılarından biri de ehale çıkış basamaklarıdır. Toplamda üç basamaktan oluşur ve bu üç basamak Hz. İbrahim’i ziyaret etmeye gelmiş üç meleği temsil eder. Aynı zamanda Sinagogların en belirgin özelliklerinden biri de tavanlarının ahşaptan olmasıydı. Tavanın ahşap olması, yağmur, kar veya fırtınada büyük sorunlara yol açabiliyordu. Örneğin Kasturiya ve Selaniko Sinagogları bir fırtına sonrasında çöken kubbeden dolayı kullanılmaz hale gelmişti.

 

 

Sinagogların isimleri, beş temel kategoride değerlendirilir. Bu beş temel kategoriler Sinagoglar hakkında geniş ve detaylı bilgiler vermektedir.

Bulunduğu Yöreye Göre İsimlendirilen Sinagoglar;

En fazla üyesi olan kategoridir. Bu sinagoglar arasında bulunduğu mahallenin, sokağın veya binanın ismini alanlar da vardır. Örneğin Bakırköy, Zeyrek, Sirkeci ve Unkapanı Sinagogları bulundukları semtin; Karaköy’de bulunan Zülfaris Sinagogu bulunduğu sokağın; Çorapçı Han Sinagogu da bulunduğu binanın ismini almış Sinagoglardır.

İsmini Göç Ettiği Yerlerden Alan Sinagoglar;

Bu sinagoglar genellikle göç ettikleri beldelerin isimlerini yaşatmaya çalışan Musevilerdir. Göçe zorlanan bu Museviler, ayrıldıkları yerlerden tam anlamıyla kopamamış ve göç ettikleri yerlerdeki Sinagoglara geldiği beldelerin isimlerini vermişlerdir. Örneğin Niğbolu’dan gelen Museviler inşa ettikleri yeni Sinagogun adına Nicopoli; katliamdan kaçan Seferadlar, Sinagoglarına Aragon, Kardova gibi isimler vermişlerdir.

 

Yanbol Sinagogu (Yanibol)
Mesleklerine Göre İsimlendirilen Sinagoglar;

Bu Sinagoglar en az bulunan Sinagoglardır. Kendilerini inşa eden ve o mesleği yapmaya devam eden kişilerin mesleklerine göre adlandırılmışlardır. Örneğin İbr. Tofre Begadim (Schneider Tempel) yani Terziler Sinagogu bu kategorideki Sinagoglardandır.

 

Kişi ve Soya Göre Adlandırılan Sinagoglar;

Bu kategorideki Sinagoglara, genel itibariyle inşa edilmelerinde büyük katkısı olan aile ve şahısların adları konulur. Örneğin İspanya’daki Kastilya ve Aragon Krallıklarının katliamından kaçan, aynı zamanda Yavuz ve Kanuni’ye doktorluk yapmış Josef Hammon ve Moiz Hammon gibi isimlerinde bünyesinde barındıran Hammon (Amon) ailesinin ismi şu an Hasköy’deki bir Sinagogun ismidir. (Hammon Sinagogu)

 

İsimleri Anlamlı ve Düşündürücü İçeriğe Sahip Sinagoglar;

Bu Sinagoglar genel itibariyle iki kelimeden oluşurlar ve çoğunlukla felsefi düşüncelerden oluşur. Örneğin Orhan Bey, 1326 yılında Bursa’yı fethetmesinin ardından Bursa’daki Musevilere Sinagog açmaları için müsaade etmişti. İbr. Etz Ha Hayim (Hayat Ağacı) ismi verilen bu Sinagog bu kategorideki en eski Sinagoglardan biridir. Örneğin Neve Şalom (Barış Vahası)

Neve Şalom (Barış Vahası)  Sinagogu

 

Halen İstanbul’da kısmen veya tamamen faal durumda olan sinagoglar şunlardır:

Balat’ta Ahrida, Yanbol ve Çana sinagogları; Bakırköy’de Bakırköy İbadethanesi; Sirkeci’de Beth Avraam Sinagogu ve Çorapçı Han İbadethanesi; Adalar’da Büyükada Hesed Le’Avraam, Heybeliada Beth Yaakov sinagogları ve Burgazada İbadethanesi; Kadıköy’de Hemdat Israel Sinagogu ve Caddebostan İbadethanesi; Boğaziçi’nde Kuzguncuk Beth Yaakov, Virane, Yeniköy İbadethanesi ve Ortaköy Etz Hayim Sinagogu; Beyoğlu’nda Neve Şalom, İtalyan ve Yüksek Kaldırım Aşkenaz sinagogları; Şişli’de Beth Israel Sinagogu ve Darülaceze İbadethanesi; Hasköy’de Maalem Sinagogu ve Karaylara ait Kal ha Kadoş be Kuşta Bene Mikra Sinagogu. ​