Türk Eğitim Sisteminin Sorunları: Devlet Politikaları

Türk eğitim sisteminin en önemli sorunlarını incelediğimiz bu başlıkta, eğitim sistemimizin en önemli sorunlarından biri olan devlet politikalarından bahsedeceğiz. Devlet politikaları, eğitim sistemimizin en büyük sorunlarından birini teşkil ediyor.

Cumhuriyet döneminden beri ülkemizde eğitim kendi kuyruğunu kovalayan bir sistem haline gelmiş, eğitim sistemimiz, kendi içerisinde dahi belirli bir etki yaratmayan bir sorun haline gelmiştir. Eğitim sisteminde elbetteki devletlerin rolü oldukça fazla.

İktidar, başa geldikten sonra yaptığı en önemli değişikliklerin başında eğitim sisteminin sil baştan yeniden yapılandırılması geliyor. Her iktidar döneminde değişen eğitim sistemi, dolayısıyla bireyleri eğitim sistemine adapte olmaktan alıkoyuyor.

İktidara gelen her parti sistemi iyileştirmekten çok dizginleri eline alıyor. Haliyle siyaset eğitimi de dolaylı olarak etkiliyor.

Devlet politikaları, eğitimde bu kadar nasıl önemli olabilir? Devlet nasıl eğitime doğrudan etki edebilir?

Devletler, kendi vatandaşlarının eğitimini sağlamakla yükümlüdürler. Toplumu çağdaşlaştırmak bir devletin görevi olmayabilir fakat eğitim vermesi en tabi görevlerinden biridir.

Şöyle bir şey var ki devlet, Türkiye’de okumuş bir kitle istemiyor. Devlete daha doğrusu iktidara yarayan en önemli kitle, Antonio Gramsci’nin deyimi ile “madun” kesimdir. Bağnaz ve son derece muhafazakar bir düşünce sistemi, sağ ya da sol fark etmeksizin partilerin istediği en güzel kitledir.

Okumuş insanlar, belirli kalıplarla düşünmezler fakat cahil insanların her zaman kalıplara ihtiyaçları vardır. Kısa vadede olumlu sonuçlar veren bu kapalı devre sistem, uzun vadede kişinin hakikati görmesini engeller.

İşte tam bu noktada, iktidarın bilerek eğitime destek vermediğini düşünmekteyim. Zira bunun herhangi bir açıklaması olamaz.

Öte yandan yukarıda bahsettiğim nedenden ötürü birtakım alt nedenler ortaya çıkıyor. Bunlardan bana göre en önemlisi, devletin yeterli miktarda teknik donanım sağlayamaması. Buna “uygulamalı eğitim” eksikliği de denilebilir. Örneğin bir kimya dersi kitaptan işlenemez. Kimya dersinin anlaşılabilmesi için bir adet laboratuvar gerekir. Yine aynı şekilde sadece yazılı materyaller yetmez; görsel ve işitsel materyaller de gereklidir.

Devletin her lise ve ilkokula bu gibi teknik donanımları sunması gerekirken, eksiklik hala ciddi boyutlarda.

Avrupa’da kişi başına düşen kütüphane sayısı ile Türkiye’de kişi başına düşen kütüphane sayısı da yine eğitim sisteminin sorunları konusunda, devletin başat hatalarından biridir. Eğitim kitapla ve okuma ile başlar; devam eder. Kütüphaneler, her ne kadar dijital ortamdaki kitapların yaygın kullanılsa da bir sembol olarak hala önemlidir.

Devletin eğitim üzerindeki en önemli sorunlarından bir diğeri ise sınav sistemlerinin sıklıkla değişmesi. LGS’yi hatırlayan var mı? SBS’yi? OKS’yi? Bunlar çok değil en fazla 10 sene öncesinin sınavları. Sınav sistemleri o kadar sıklıkla değişiyor ki hızı baş döndürücü.

Velhasıl eğitim ciddi bir sorun. Eğitimde gerileme döneminde olduğumuz şu günlerde en radikal ve hızlı kararlar yine devlet eliyle gerçekleşecektir.