Türk Futbolu Neden Gelişmiyor?

Son oynanan Süper Kupa karşılamasında Konyaspor ve Beşiktaş karşı karşıya gelmiş ve yine maçtan çok saha dışı olaylar konuşulmuştu. Taraftarların polisi ve rakip takım oyuncusunu darp etmesi gibi çirkin ve istenmeyen olaylara sahne olan maç, akıllara yine Türk futbolunu, gelişememe nedenlerini ve Türkiye’deki yerleşik futbol algısını getirmiştir. Türk futbolu neden gelişemez, neden bir adım ötesine adım atamıyor ya da neden ligimizi dünyaya tanıtamıyoruz?

Çünkü skoru değil tuttuğumuz takımın skorunu seviyoruz. Bizim için skorun güzelliği, anlamlı maçlar, FairPlay’ler ya da estetik hareketlerin hiçbir önemi yok. Skor ne olursa, takım nasıl kazanırsa kazansın yeter ki galip olsun zihniyetinde bir futbol algısı, eğer bir ülkede çoğunluğun sesi ise o ülkede futbol başta olmak üzere diğer branşlarda başarı beklemek bir hayal olacaktır.

Çünkü oyunu değil oyunda geçen çirkeflikleri seviyoruz. Çirkef bir oyuncunun takip taraftara ettiği küfürleri, el hareketlerini, insanlık dışı müdahalelerini seviyoruz. Çirkef bir oyuncuyu, sadece kendi takımı için her şeyini verdiği için seviyor: Fenerbahçe forması giyer misiniz diye soru sorulan Metin Oktay’ın “seve seve” dediğini hep unutuyoruz.

Çünkü futbolu değil şovu seviyoruz. Sahalarda yanan meşaleleri, tribünden karşı karşıya küfürleşmeleri ya da desibel rekoru kırmayı seviyoruz. Maç izlemiyor, maça sadece küfür ermek için gidiyoruz.

Çünkü futbolcuların yeteneklerini değil saha dışı performanslarını seviyoruz. Taraftara yakın olan futbolcuyu bağrımıza basıyor, havaalanına kadar karşılıyor ya da uğurluyor, evinin önünde sabahlıyoruz. Yeter ki rakipleri karşısında çirkef olsun, her maça bir kırmızı kart görme ihtimali ile çıksın.

Dünyaya ligimizi polisin dövüldüğü, dileyenin terör estirdiği, sahaya bıçaklarla girildiği bir yer olarak mı tanıtacağız? Böyle bir ligin yayın haklarını kim almak ister ki? Bizim ilk başta futbol algımızı, futbol felsefemizi değiştirmemiz gerekiyor. Yoksa 150 yıl sabah akşam futbol oynasak bir adım ilerleyemeyiz.