Türk Medyası Neden Gelişmiyor?

Kişi etrafında şekillenen medya değil dikte edilen bir görüş etrafında şekillenen bir medya var. Özgün ve tamamen belirli bir düşünce ya da fikir üzerinde çıkan gazete ve dergilerin bir tane bile örneğinin olmaması hakikaten çok üzücü bir durumdur. Türkiye’de medyanın gelişmemesi sadece bu sebepten değil, aslında birçok sebebin birleşmesi sonucu ortaya çıkmış derin ve kapsamlı bir sorunsaldır.

Elimize herhangi bir dergi ve gazeteyi alıp okumaya başladığımızda ilk sayfalardan veya kapaklardan anlamasak bile ikinci, üçüncü sayfalarında söz konusu gazete ve dergilerin hangi amaç uğruna basıldığını, basılırken ne gibi menfaatler güdüldüğünü çok ama çok rahat anlayabiliyorsunuz.

Dergi ve gazeteler belirli bir siyasi ve ekonomik görüşün temsilcileri haline geldiklerinde kendi kendilerine bir sansür uygularlar ve bu sansür ister istemez okuyucuları ve dolayısıyla geniş kitleleri etkilerler. Örnek verecek olursak Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetesinin hükümetin güdümünde haberleri sunması otomatikman okuyucuları ve üçüncü kişileri yani okuyanlardan duyanları etkilerler.

Mesela kendi çizgisini hiç bozmadan ve herhangi bir akımın etkisinde kalmadan yayın hayatına devam eden gazete ve dergilerden kaçını hatırlıyoruz? Elbette bu hatırladıklarımız sınırlı sayıda. Objektif habercilik veya objektif gazetecilik ve namuslu yazarlık kavramları da yine bir o kadar İçi boşaltılmış kavramlar haline gelmiştir.

Şu an Türkiye’de faaliyet gösteren çoğu dergi ve gazetelerin ya iktidarın gölgesinde ya da bir siyasi ve ekonomik yaklaşımın propagandası altında olduğunu görmekteyiz. Nitekim, bu sonuçlarla esaslı bir medyanın varlığını tesis etmekte de oldukça zorlanıyoruz

Gelişmiş ülkelerde görülen en önemli özelliklerden biridir. Hür medya ve basın özgürlüğüdür. Türkiye’nin henüz bu konuda ilerleyemediği bir gerçektir. Fakat bu gerçekliği sadece iktidar politikalarına bağlamak zihinsel yavanlık ve kolaya kaçmaktan başka da bir şey değildir. Zira daha önceki dönemlerde de görüldüğü üzere en büyük sansür kalemi elinde tutanların zihinlerinde yer alan muazzam derecedeki tutukluktan doğan sansürdür.

Hükümet sansürü nihayetinde son bulur fakat kişilerin zihninde yer alan sansürün defi, sancılı ve uzun bir sürecin aşılmasıyla son bulur. En nihayetinde medyanın, elinin ayağının bağlı olduğu kolay bir yalandır. Medyanın en büyük sorunu, yazarlar ve zihindeki baskı ve korkudur.