Bayramın Son Günü

Bayram’ın en iyi yaşandığı gün, ilk günüdür. Bayram’ın bayram namazı ile başlamışıyla birlikte kalplerimize doğan mutluluk, çoğumuza ya da en azından bana göre ilk günden sonra yerini yavaş yavaş standartlaşmaya bırakmaktadır. Özellikle bayramın son günleri. Hep iyi geçen bir maceranın istenmeyecek bir biçimde bitmesi ya da keyifle okuduğunuz bir romanın hiç ummadığınız bir şekilde sonlanması gibi bir burukluk katıyor işin içine.

Bayramın sım günleri, bana nedense bundan sonraki hiçbir gün ya da günlerin bayram kadar güzel geçemeyeceğini hatırlatır. Tuhaf bir duygu, nazarımda gelecek olan en yakın bayramın iple çekilmesi anlamına gelir ki bu da çekilmezdir. Fakat o son ikindi vaktinin de geçmesiyle birlikte doğacak olan güneşin bir daha bayram havası veremeyeceği de beni hayli üzen bir durum haline gelmiştir.

Örneğin Ramazan bayramının son günleri bende kurban bayramının son günü kadar bir üzüntüye sebep olmaz. Çünkü, en azından 2 ay sonra, tekrar o havanın yaşanacağı bir bayram vardır. Ve bu bayramın ömrün yetip yetmeyeceği tartışması dışında gelmesi muhakkaktır.

Tarif edilemez bir şey, ne desen ne söylesen aslında bir yerlerden sonra günlerin de mukadder olan ömürlerinin biteceğini biliriz. Bilmek istemeyiz ama çok iyi biliriz ki en iyi günün de en kötü günün de mutlaka bir akşamı olur. Teselli bulduğum tek nokta, bu üzüntünün bir sene boyunca tekrar etmeyip yalnızca bayramın son günü ruhumda tecelli etmesidir.