Türkiye’de İnsan Hakları

İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi, özellikle 1950’li yıllardan itibaren uluslararası alanda insan haklarına ilişkin yaşanan gelişmelerin de etkisiyle, Türkiye’nin öncelikli siyasi hedefleri arasında yer almıştır. Uluslararası insan hakları belgelerine taraf olma açısından bakıldığında, Türkiye bir çok ülkeye göre çok ileri bir noktadadır. Ülkemis BM’nin ve AK’nin temel insan hakları sözleşmelerine taraftır, ayrıca çoğu sözleşmenin ek protokollerini de onaylamıştır. Sözleşmelere taraf olmanın yanı sıra yürütülmekte olan kapsamlı reform süreci sonucunda, özellikle ölüm cezasının kaldırılması, işkence ile mücadele, ceza reform, düşünce ve ifade özgürlüğü, dernek kurma ve toplanma hürriyeti, din özgürlüğü, yargının işleyişi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar ve yolsuzlukla mücadele konularında büyük aşamalar kat edilmiştir. Ayrıca insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yöenlik çalışmalarda bulunmak üzere 2001 yılında Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nın kurulması da önemli bir gelişmedir. Insan Hakları Başkanlığı, insan hakları ile ilgili konularda görevli kuruluşlarla sürekli temas halinde bulunmak ve bu kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamakla görevlidir.

Türkiye’de özellikle son yıllarda insan hak ve özgürlüklerine saygının sağlanması amacıyla kapsamlı bir reform süreci yaşanmaktadır. Bu reformlar yapılırken mevzuatta gerekli değişiklikler yapılmakta, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olunmakta ve reformların uygulamaya yansımasına yönelik de önlemler alınmaktadır. Bu çerçevede yapılan kapsamlı anayasa değişikliklerini hayata geçirilen birçok reform paketi takip etmiştir. Anayasanın 90. Maddesine getirilen değişiklikle temel hak ve özgürlükler konusundaki ulusal yasaların uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer alan hükümlerle farklılık içermesi halinde uluslararası sözleşmelerde yer alan hükümlerin geçerli kılınması, 2002 yılının başında yeni Medeni Kanun’un ve Eylül 2004’te yeni Türk Ceza Kanunu’nun Kabul edilmesi yasal reformların önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Son olarak da 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla Kabul edilen anayasa değişikliği paketinde yer alan düzenlemeler sayesinde birçok alandan temel hak ve özgürlükler genişletilmiş ve anaysal sistemimiz uluslararası yükümlülüklerimize uygun hale getirilmiştir.

2000’li yılların başlarından itibaren yürütülen bu reform sürecinin de etkisiyle birçok alanda önemli adımlar atılmış olmakla birlikte, Türkiye’de yaşanan gelişmeler BM, AK, AB, ve AGİT gibi uluslararası örgütler ile yerel ve uluslararası sivil toplum kuruşluşlarının gözlem ve raporlarında  yer alan eleştirilerle birlikte değerlendirildiğinde özellikle belli başlıklarda insan hakları uygulamalarında aksaklıklar yaşandığı ileri sürülmektedir. Bu başlıklardan bazıları ifade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki kıstlamaların giderilmiş olması, uzun süren yargı süreçleri ve bu süreç nedeniyle zamanaşımı sorunlarının yaşanması, işkence ve kötü muamele konusunda yaşanan sorunlar, kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddetin önlenememesi, uygun olmayan cezaevi koşulları, adli olmayan yargılamalar, işçi hakları, vicdani retçiler, öülteciler ve sığınmacılar, tore cinayetleri, basın özgürlüğü gibi konularda yaşanan sorunlarla ilgilidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: