Türkiye’de Güvenlik Anlayışı ve Çalışmaları

Son yıllarda artan akademik ilgiye rağmen Türkiye’de güvenlik çalışmaları adı altında diğer çalışma alanlarından bağımsız bir uluslararası ilişkiler alanı henüz oluşmamıştır. Buna rağmen Türkiye’de güvenlikle ilgili değerlendirmeleri kavramsal ve kurumsal olmak üzere iki çerçevede ele almak mümkündür. Kavramsal olarak, Türkiye’de güvenlik uzmanları kavramı İngilizce ‘security’ kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar Türkiye’de ‘security’ kelimesinin karşılığı olarak güvenlik hakim olarak tercih edilse de, emniyet kelimesinin, güvenliğin sunduğu anlam setinden daha kapsayıcı olduğu söylenebilir. Milli güvenlik kültürü üzerine yapılan tarihsel analizler de bu yönde bir kullanıma işaret etmektedir. Kurumsal açıdan ise Türkiye’de savaş ve güvenlik analizi genellikle siyasi tarih grameri içinde kurgulanmıştır. Güvenlik incelemeleri 2000’lere kadar çoğu zaman farkına bile varılmaksızın- Realist ekolün kavramsal ve kurumsal bakış açısıyla şekillenmiştir. Tarihsel olarak karar vericilerin ve siyasi elitlerin güvenlik, savaş ve barış ile ilgili düşünce ve davranış kalıpları genelde Reelpolitik çerçeve içinde kalmıştır.

      2000’lerden sonra ise hararetle tartışmaya başlanan Ak Parti iktidarının alternatif güvenlik anlayışını tek bir ekolün bakış açısıyla ele almak yetersiz kalmıştır. Farklı kuramsal yaklaşımlar kullanarak 2000’li yıllarda öne çıkan güvenlik anlayışı ve politikalarını inceleyen çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Kuramsal çeşitlenmenin yanında alternatif kavramsal yaklaşımlarıkullanan çalışmalar da artmaktadır. Örnek olarak, Sakarya ve Marmara Üniversitesi’nde sürdürülen ”Türkiye’de Toplumlararası Güvenlik İkilemi’ ile ‘Ortadoğu’da Toplumlararası Güvenlik İkilemi’ isimli çalışmalar güvenlik ikileminin devlet düzeyinde değil toplumsal düzeyde nasıl kurulduğunu göstermektedir. Ancak yine de özellikle Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde tasarlanıp politika olarak uygulanan Türkiye Dış Politikası’nın yeni güvenlik söylem ve siyaseti üzerinde henüz yeterince araştırma yapıldığını söylemek zordur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir