Türkiye’de Sendikacılıktaki Yozlaşma

1980’li darbe yıllarında üzerinden silindir gibi geçilen solun, 1980’den sonra ülkede gündem yaratma, kitleleri harekete geçirme gibi inisiyatifleri de ellerinden alındı. Sendikal hakları savunan ve işçi değerlerini gözeten kuruluşlar sol kökenli örgütlerin ekseninde de büyük bir kayma oldu. İşçi hakları “gerçek solun” çok daha ötesinde farklı gurupların siyaset malzemesi, gündem argümanı haline geldi. Bu kayma daha çok terör örgütü sempatizanı, terör destekçisi kuruluşlar tarafında oldu. Yani KESK ve DİSK gibi örgütler bünyelerinde terör örgütü mensuplarına paravan çekecek kadar tehlikeli bir hale geldi. Sonuç mu? Sonuç işçi hakları gibi mukaddes bir davanın işin ehli olmayan kişiler tarafından suistimal edilmesi, siyasi propaganda malzemesi olması ve söz konusu grupların köşeye sıkıştığında başvuracakları bir meta haline dönüşmesi ile sonuçlandı.

Ağrılı süreçlerden, Tatil-i Eşgaal gibi despot kanunlardan süzülerek gelen işçi hakları, darbe yıllarından itibaren iyice sönükleşen bir vaziyete büründü. Ve bu işçilerin aslında sevecekleri sol kökenli gruplardan nefret etmesine, onlardan kaçmasına ve bir daha yakınlaşmamak üzere ayrılmasına neden oldu. Dünyanın herhangi bir bölgesinde Türkiye’de olan bu durumu görmek neredeyse imkansız fakat ülkemizde maalesef durum böyle.

İşçiler, sendikaların gerçekten kendilerinin haklarını savunacaklarını düşünmüyorlar ve haklılar da. İçi boşaltılan sendika kavramı, son zamanlarda kimin, neyin güdümünde hareket ettiği malum örgütler tarafından temsil ediliyor. Çözüm mü?

Çözüm vatansever ve ülke birlik ve beraberliğine saygılı, solcu ama milliyetçi bir sendikal hareket. Tam tersi istikamette ilerleyen bir sendikal hareketle sarsılan bu güven tekrar yerine getirilecektir. Günümüzdeki işçilerin yine günümüzdeki sendikaları herhangi bir güven ve itimadının olmadığı gün gibi ortada.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir