Türkiye’de Yalnızlık Kavramı

Yalnızlık genel olarak ‘sosyal boyutta ilişkilerden mahrum olma ve etkileşimden kaynaklanan, bunun sonucu kişiyi memnun etmeyen psikolojik bir durum’ olarak tanımlandırılmaktadır.

Sullivan yalnızlığı;  kişiler arası yakınlık gereksiniminin yetersiz olarak karşılaması sonucu ortaya çıkan, oldukça rahatsız edici ve hoş olmayan bir deneyim.

Sadler’e göre ise; birey için önmeli bir kişinin kaybı sonucu yaşanan ya da başkalarından uzaklaşma duygusunun eşlik ettiği rahatsız edici bir duygu.

Bu kanıları uzatabiliriz, ama çoğu bilim insanın söylediği şey “duygusal rahatsızlık” tanımıyla bütünleşmektedir.

Tabi olayı Peplau’nun tanımına getirecek olursak o yalnızlığı 3’e böler.

1. Yapayalnızlık (Başkalarıyla birlikte olmak isteyip, yine de yalnız kalmak.)

2. Tek başınalık (Tek kalmayı tercih etme meselesi)

3. Yalnızlık ( Boşlukta hissetme durumu, insanlar bu durumu yalnızken yapacak birşey bulamama olarak tanımlar)

Yalnızlığın bir çok türü olduğunu biliyoruz. Sosyal çevreye alışamamaktan, yabancı ülkede olma, yabancı kültüre ayak uyduramama, iş yoğunluğu gibi pek çok nedeni var.

Tezler, ortaya atılan iddialar çoğalıyor. Düşündüğümüz zaman aslında kendi içimizde bile tam tanımını koyamadığımız, yalnızlık dendiğinde aklımıza ne geliyor? Sorusuna kimisi, çok itici bir durum olarak karşılık veriyor. Kimisi özlemini çektiği bir durumdan bahsedercesine anlatıyor.

Yalnızlığın ufak bir tanımını yaptıysak eğer asıl önemli bir ayrım olan, uzmanların yalnızlığın ve tek başına olmanın birbirinden ayrılması gereken konular olduğunu söylediklerinden de bahsetmeliyiz.

İnsanın sosyal hayattan sıyrılıp tek başına kalma isteği, kendi özel ihtiyaçlarını tek başına  yapma kararlılığı gibi. Hatta kitap okumak, spor yapmak, yazı yazmak gibi konuları iç kabuğuna çekilerek yapabilmesi yalnızlık değil, tek kalma isteği diyebiliriz.

Önemli olan tek başına kitap okurken bir anda sosyal hayata dahil olabilmektir. Eğer ikisinin seçimi kendi elinizdeyse yani sizi yalnız olmaya zorlayacak nedenler yoksa, teksinizdir, ama yalnız değil!

Türkiye başlığını koyduk çünkü; bu durumu biraz abartan bir toplumuz. En yakın arkadaşınız- kankanız varsa her şeyi onunla birlikte yapma istediği, herşeyi başkasına danışma gibi konularda sanki grup halinde yapmazsanız kendinizi beğenmiş bir kişi olarak adlandırıyorsunuz. Tabi ki kişiler değil genellemeyi baz alıyoruz.

Bu eşler içinde aynı şekildedir. Her bir bireyin kendine has özel hayatı vardır. Ve insanlar bağlı olmak ile bağımlı kalmak sınırını yanlış anlayarak özellikle evlendikten sonra bir çok şeyi kısıtlayarak yaşarlar. Eşi kitap okumuyor diye kitabı bırakanlar, gezmiyor diye gezmekten vazgeçenler hatta eşi o yemeği sevmiyor diye kendi de o yemekten vazgeçenler…

Bu  olayı şöyle düşünmek gerekir ki, “ben bir bireyim ve kendime özel  maddi ya da manevi ihtiyaçlarım var. Bunları başkalarına bağımlı kalmayarak da yapabilirim. Ve bunu sürekli hale getirirsem ortak paydalarda çıkmaya devam edecektir.”

Hatta ben bir çok şeyin aslında tek başına yapılması kanısındayım. Kitap tahlilleri dışında, arkadaşlarınla sağlıklı bir biçimde kitap okuyamazsın, bir yerde fire verir ve kendinizi derin bir sohbetin içinde bulursunuz. Tek başına okumak ise buna imkan sunmayacaktır.

Hatta tek kalmak, sosyal olmaktan daha zordur. Başkalarına ihtiyaç duyan insanlar -ki bu yapısal bir gereklilik belki de- sosyal olmak ister ve yalnızlıktan korkarlar. Hatta bu isteği duyan insanların sayısı daha fazladır.

Yalnız kalmayı istediğiniz vakit ise çevrenizden, “gelsene yanımıza, sıkılmıyor musun? Ne yapıyorsun burada tek başına? Gibi pek çok soruyla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Ama siz eğer ki tek kalmak istiyorsanız bunu çevrenize alıştırmanız gerekecek. Tabi ki dış dünyadan  kendinizi soyutlamayarak. Yalnız kalmayarak!

Yazımızı İlber Hocanın bu konu ile ilgili sözleri ile bitirelim.

 

 

  • Aleyna Fidan

    İlk önce bir yerde karşılaşıp, tanışırsın. Sonra bir bakmışsın kaynaşmışsın… Sizi tanıdığım için çok mutluyum Zeynep abla. En son yazını okudum. Devamını bekliyorum. Çarşamba hariç diğer günlerin birinde, kısmetse, görüşmek dileğiyle. Allah’ a emanet ol…