Yanlış Batılılaşma Meselesi Nedir?

Yanlış batılılaşma veya batının yanlış taklit edilmesi meselesi hem edebiyat çevremizin hem de toplumsal yapımızın en önemli problemlerinden biri olmuştur. Yanlış batılışma meselesi, sadece edebiyatta Tanzimat sanatçılarının eserlerinde ele aldığı bir mesele değil derinlemesine işlenilmesi gereken bir konudur. Neden? Neden yanlış batılışma meselesi önem taşır?

Osmanlı Devleti veya selefi olan Türkiye Cumhuriyeti yüzü her daim Avrupa’ya dönük bir ülke olmuştur. Ne tam Batı medeniyetinin mensubu ne de Doğu medeniyetinin bir temsilcisi olan bu iki devlet, bu iki kültür arasında her zaman gidip gelmiş fakat en sonunda, hiç olmayacak bir yolu seçmiş; ikisinden de azar, hiçbirisinden tam almamıştır.

İlginizi Çekebilir:  Bedelli Kovalayan Mustafa Kemal’in Askerleri

Avrupa’nın bilim ve tekniği yerine karanlık yüzünü alan Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti, Doğu’nun da zevke düşkünlüğünü, vurdum duymazlığını almış, ortaya bambaşka bir kültür çıkmıştır.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, yıkılan Osmanlı münevverlerinin mirası üzerine kurulmuş, Avrupa’nın hiçbir zaman çalışma ahlakı ve geleceğe yönelik çalışma ve planlarını almamıştır. Bunu Avrupa’ya eğitime giden Türk öğrencilerinin geldiklerindeki yaşantısına bakarak anlayabiliriz.

Veya yanlış batılılaşmayı Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası adlı romanında Avrupa’nın sadece gösterişçiliğini alan Bihruz Bey’in davranışlarından anlayabiliriz. Şık görünmeyi seven, valide parası yiyen tutarsız ve savurgan bir genç olan Bihruz Bey’in çevresindeki insanlar da tıpkı kendisi gibi alafranga yaşam şeklini benimseyen insanlardı.

İlginizi Çekebilir:  Osmanlı Devleti’nin Dünya Mirasına Katkısı Nedir?

Batılılaşmayı şık görünmek, çok para harcamak, iyi arabaya binmek, gösteriş yapmak ve iyi görünmek olarak kabul ve tasdik eden bu zihniyet, tüm ülke ve insanlarının Batıyı bu şekilde bilmesine neden oldu.

Batının ahlaksızlığı masalını da çıkaran bu zihniyetti. Yanlış batılılaşan insanlar, ‘batılı’ kabul edilmiş, onların ahlaksızlığının batıdan kaynaklandığını da doğrudan kabul edilmiştir.

Oysa, Batının bilim ve tekniği alınmış olsa, Osmanlı’nın 16, 17 ve 18. yüzyılda ‘Batıyı doğru zamanda ve doğru şekilde takip edememe‘ hatası bir şekilde telafi edilebilirdi. Ya da yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu kavramın önemini anlamış olsaydı belki bugün çok daha farklı yerde olabilirdik. İlerlemek için taklit şart. İçinde bulunduğumuz devirde de taklit edilecek ve sistemleri bizzat alınıp uygulanacak tek yer Batıdır. Fakat hangi Batı?

İlginizi Çekebilir:  Çağdaşlık ve Muhafazakarlık

Emperyalist Batı değil, Rönesans’ını 400 sene Sanayi İnkılabını 200 sene önce gerçekleştirmiş, kurumlarını her türlü otorite ve baskıdan uzak tutmuş, her alanda özgürlüğü benimsemiş bir Avrupa, Türkiye için acil çıkış kapısıdır. Tüm önlem ve müdahaleler, bu planla çok daha sağlam bir temele oturtulabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nişan elbisesi