Yaşlanmaya Başlayanlar ve Yaşlı İnsanlar

Yaşlanmaya başlayanların ya da kabul edelim yaşlananların içinde garip bir duygu olur. Manasız söylemler ve o zamana kadar olmayan hareketler yapılır. Biraz duygusal olunur. Benim en tuhafıma giden şudur: Yaşlı insanların hareket etmediklerinde daha da yaşlanacağını veya hastalanacağını hissetmesidir.

Zamanında yapılmış tüm aktivite ve faaliyetlerin yaşlılıkla beraber yavaşlamaya başlaması, dizlerin artık eskisi kadar cömert olmayışı, gözlerin o ihtişamlı görüşünden uzak olması, epey can sıkıcıdır. Yaşlı insanlar özellikle bir hastalık geçirip istirahata çekildiklerinde birileri tarafından hareket etmemeye, rahat olmaya zorlanırlar. Özünde iyi bir temenni olan bu davranışın haliyle yaşlı insanlar tarafından kabul edilmesi zor bir ihtimal çerçevesindedir. Yaşlı insanlar sözünü ettiğim hastalıklarında güçten düştüklerini inkar etmeye çalışırlar. Hala eskisi gibi olduklarını herkese kabul ettirecekmiş havasında bir şeyler yapmaya çalışırlar ama yaşlılık zor ve bir o kadar geç anlaşılan, kabul edilen bir evredir.

Yaşlılıkta tekrar çocuk olmaya, çocuk gibi davranmaya eğilim gösterilir. Çocuk gibi ilgi görmek, el üstünde olmak istenir daima. Ve haliyle olaylara karşı duygusal bir tavır takınılır. Bu kaçınılmaz bir durumdur. Hastalığın veya psikolojik bir gerçeğin beş aşaması vardır;

1. Karşı çıkma
2. Öfkelenme
3. Pazarlık
4. Depresyon
5. Kabullenme
Yaşlanmaya başlayanların ve yaşlı insanların yaşlılık karşısında hemen hemen hepsi bu aşamalardan geçer. İlk başta yaşlılığı reddederler, daha sonra yaşlılığına öfkelenirler. En azından elim ayağım tutuyor, yaşıyorum diye pazarlık kurarlar. Bu pazarlık onları tatmin etmez depresyona girerler ve en nihayetinde yaşlılığı kabul ederler.

Yaşlılık bir gerçektir. Her canlının yavru hali, atik hali ve yetişkin hali olduğu gibi bir de yaşlılık hali var. Her devrin ve her çağın güzellikleri ve ayrı hazları olduğu gibi yaşlılığından da bir hazzı var. Mesela torun sevmek, toprakla uğraşmak gibi.

Yaşlılara, yaşlılığın verdiği duygularla hareket ettiklerini unutmadan davranmak gerekir. Kırmadan, üzmeden sarmak lazım gelir.