Ana-Baba Benliği Nedir?

Ana-baba benlikleri, yaşantımızda etkilerini sıklıkla gördüğümüz, bazen ömür boyu etkisini üzerinizden atamadığımız olur. Bu baskın benliklerin altında kalmak kimi zaman iyi olmayabilir. Evet, anne baba kimliği, en güvenilir kimlik olabilir fakat bazı davranış biçimleri ya da karakter eğitme formatları göz önüne alındığında birtakım şeylerin yanlış yapıldığını gözlemleriz. Ana-baba benliği birçok yönüyle çocuk ve genç bireyler üzerinde büyük etkiler meydana getirir. Bu benlik ikiye ayrılır;

-Sorgulayıcı ve Yargılayıcı Benlik
-Koruyucu Benlik

1-) Sorgulayıcı ve Yargılayıcı Benlik

Somut anlamda bir anne ya da babadan olmak zorunda değildirler. Bir patron ya da öğretmen de bu benliğe sahip olabilir. Özellikleri nelerdir? Sorgulayıcı ve yargılayıcı benliğe sahip olan insanlarda bir işi yapmadan evvel kendisine danışılma arzusu ağır basar. ‘Sen bilmezsin‘, ‘Senin aklın bu işe ermez‘ gibi sözleri sıklıkla duyarız. Bu sözlerin sahipleri tipik birer sorgulayıcı-yargılayıcı benliğe sahip kişilerdir. Bu benliğe sahip kişiler için ‘yanlış’ olgusu kendisi için yanlış olandır. En iyisini kendisi biliyor, diğerleri ise ondan yardım istiyor olması gerekir. Sıklıkla bu benlikteki insanların da yargılandığını, düşüncelerinin eleştirildiğini görürüz.

2-) Koruyucu Benlik

Ülkemizde en yaygın olan anne-baba benlik türüdür. Kısaca şefkatiyle adamı öldüren bir benliktir bu. Git montunu giy. Neden? Çıkacak dışarıya hasta olacak. O düşünmüyor mu çıkınca hasta olacağını? Bazı büyüklerin çıksın, hasta olsun da anlasın tarzından yorumlarına denk geliriz. Bu ideal olan bir yaklaşımdır. Batının bir kültürünü örnek gösterecek olursak o da çocuk yetiştirmedeki serbestlik kültürüdür. Batı kültüründe çocuklara geniş fakat güvenli bir alan verilir ve ona orada tüm imkanlar verilir. Çocuk bu geniş fakat güvenli ortamda kendi kendini yetiştirir. Oysa ülkemizde adım atmanın dahi kısıtlandığını görürüz. Çocuğun bağcığını anne-babası bağlıyor, çocuk 40 yaşına da gelse çorbayı kaşıkla ağzına zorla yine anne-babası götürüyor. Şefkatin bu denli yüksek olması, bir nevi kültürdür fakat bu şefkat insanı öldüren türden bir şefkattir.

 

Genel olarak anne-baba benliğinin bu şekilde ikiye ayrıldığını gözlemledik. Şimdi de anne-babanın, bu çerçeveler ışığında konumuna bakalım.

Türk toplumunda ve hatta tüm toplumların büyük bir kesiminde anne-babaya sahip olmaktan dolayı bir memnuniyetlik hali oluşur. Hiç olmazsa annem, babam var ikonu oluşur. Kültürel olarak bir sahiplenme duygusu oluşur anne-baba benliğinde ve anne-baba benliği, otoriteyi temsil eden, despot bir kişiliktir. Fakat, kavga eder eşiyle ve yine anne-babasının yanına gelir, onun dizinde ağlar.