Yazı Yazmak İnsanı Mutlu Eder

Yazı yazmanın verdiği dayanılmaz hafifliğin hazzını yaşıyorum her yazımda. Konuşmak değil yazmak benim istediğim. Bir elinde kalem olmasına ve kağıda yazmanıza gerek yok. Sıradan bir klavyeye dahi yazmak da buna dahil. İnsan yazınca kendini mutlu hissediyor, yazdıkça, kelimelere raks ettirince başka bir huzurlu oluyor. Kalan ömrümün tamamını yazıya adamak gibi bir hedefim de var hem. Yazıyla hemhal olmak: Her konudan, her şeyden yazmak. Hayata dair, edebiyata, tarihe dair ya da teknolojiye dair her şey.

Konuşmak her insanın mükemmel yapabileceği bir faaliyet değildir bana göre. İnsan üçe ayrılırdı. Konuşanlar, dinleyenler ve yazanlar. Yazanlar bunların arasında benim dikkatimi çeken en değerli guruptur. Dinlerler ama konuşmalarını yazıyla yaparlar. Hatta öyle yazarlar ki karşınızda konuşurmuş gibi. Ben o insanlara aşığım örneğin Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna romanında, Raif Efendi’nin kimseyle konuşmayıp derdini yazması beni epey etkilemişti açıkçası. Yazmak bir kaçıştır; uzaklara ya da mutluluklara.

Ve yazmak genellikle kendimi mutlu etme biçimdir. İnsanlar her zaman konuşma ihtiyacı hissetmezler ve o zamanlarda insanlar yazıya başvururlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi yazmak bir kaçıştır ve bir ihtiyaçtan doğmuştur. İlkel yazılardan bahsetmiyorum gerçi onlar da bir ihtiyaçtan doğmuştu. İnsanın en güzel ihtiyaçlarından biridir yazmak: Su kadar, ekmek kadar.

İnsan kendini konuşamayacak durumda hissettiği zamanlar yazmayı denemeli. Yazmak, bir iki kelime dahi olsa yazmak. Rahatlayacağı kadar yazmak ve sessizliğin sesini dinlemeli, yazmanın inanılmaz rahatlığını hissetmelidir. Denemenizi tavsiye ederim, bir kez yapın bunu, sonuçtan siz de memnun olacaksınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: