Yeni Yıla Nasıl Girersen Yılın Öyle Geçer mi?
Yılbaşı gecesi garip bir baskıyla gelir. Saat 23.59 olduğunda bir anda kendini kontrol etmeye başlayanlar olur. Gülüyor muyum? Yanımda doğru insanlar var mı? Elimde para var mı? Çünkü bir yerlerden kulağımıza gelmiş o cümle tekrar eder: “Yeni yıla nasıl girersen, öyle geçer.” Bu düşüncenin bilimsel bir karşılığı yok. Evrenin, 00.00’da nerede durduğumuzu not alıp takvimine işlemez. Ama bu cümle yine de kolay kolay silinmiyor. Çünkü mesele psikoloji. İnsan beyni başlangıçlara anlam yüklemeyi sever. Pazartesi, ayın biri, doğum günü, yeni yıl… Hepsi “sıfırlama hissi” yaratır. Yeni yılın ilk günü de bunun en büyüğü. O yüzden o an ne yaparsak tüm yıla yayılacakmış gibi hissederiz. Gülerek girersek mutlu, ağlayarak girersek hüzünlü geçecek sanırız. Aslında olan şudur: Yeni yıla nasıl girersen, kendini öyle programlarsın. O gece umutluysan, daha çok fırsat görürsün. Gerginsen, yıl boyunca küçük şeyler bile daha büyük sorun gibi gelir. Yani yıl değişmez ,bakış açısı değişir. Peki neden bu kadar ciddiye alıyoruz? Çünkü belirsizlik insanı korkutur. Koca bir yıl önümüzde dururken, onu tek bir ana indirgemek rahatlatıcıdır. “Bir şey yaparsam her şey düzelir” düşüncesi, kontrol hissi verir. Ama gerçek şu: Yeni yıla evde, dışarıda, yalnız ya da kalabalıkm girmen yılı etkilemez. Hayat, saniyelerle değil seçimlerimizle ilerler. 00.00’da ne yaptığın değil, 00.01’den sonra neyi sürdürdüğün önemlidir. Yine de kabul edelim… O an gülmek, umut etmek, iyi dilek tutmak zararlı değil. Belki yılı değiştirmez ama insanın yükünü hafifletir. Ve bazen bu da yeterlidir.
