12 Aralık Mağazacılar Günü Kutlu Olsun

Meslek gruplarına yönelik bayramları her zaman sevmişimdir. Diğer bayramlardan farklı olarak sadece bir iş koluna özgüdür ve o iş kolunda özeldir. Mağazacılar günü de bu özel günlerden farksız değildir. Biraz mağazacılık sektöründen ve sektörün dile getirilmeyenlerinden söz edelim. 

İlk önce mağazacılık dışarıdan görüldüğü şekliyle basit bir iş değil. Özellikle Koton, LC Waikiki, De Facto ve Mavi gibi mağazalarda durum oldukça vahim. Perakende sektörünün tüm zorlukları, aynı şekilde mağazacılık sektöründe de kendini hissettiriyor. Burada çalışanların önemli bir kısmı, ya öğrenci ya da öğrencilik yaşlarındaki gençler. Hal böyle olunca ”dinamizm” adı altında bu gençlerin enerjilerinden olabildiğince sömürü yapılıyor. Maaşlar düşük, çalışma şartları ağır, çalışan-yönetici ilişkileri zayıf. 

Sirkülasyon o kadar hızlı ki şirketler eleman kaybederim korkusuna kapılmıyorlar. Giriş-çıkış oranları da haliyle yüksek. Örneğin bir öğrenci, yaz tatilinde para kazanmak için bir mağazaya birkaç aylığına giriyor ve istifa ettiği gün bir başkası yerine bulunabiliyor. Bu durum, işverenlerin de elini kuvvetlendiren bir durum. Maaşı beğenmezsen beğenme çalışacak eleman çok kafasındalar. 

Mağaza içerisindeki durum ise oldukça farklı. Her ne kadar sanayi veya inşaat kollarındaki gibi ağır şartlar olmasa da mağazacılık sektörü çalışanı çok kısa sürede yıpratıyor. İşin tuhaf tarafı ise emek-değer oranı epey düşük. Bir tam zamanlı çalışan en fazla asgari ücret alıyor. 

Sektörün çarkını ise yarı-zamanlı çalışanlar çeviriyor. Hem yabancı menşeli firmalar hem de Türk firmalar yarı-zamanlı ya da kısmi zamanlı personel almaya çalışıyorlar. Zira bu çalışanların saatlerini diledikleri gibi düşürüp aylık ya da dönemlik zararları personel giderlerinden kısabiliyorlar. 

Az eleman çok iş mantığında hareket eden mağazalar, personelin üzerine maksimum yükü yüklüyor. Siz, müşteri olarak gittiğinizde reyonda kimseyi bulamazsınız çünkü o reyonda tek bir kişi vardır. Oradan oraya koştururken denk getirirseniz ne ala. 

Durum üst seviye ve A-B gelir grubuna hitap eden mağazalarda da aynı. Buraların diğer mağazalardan ayrılan önemli noktası fiziki güce çok fazla ihtiyaç duyulmamasıdır. Fakat buralarda çalışanlara uygulanan baskı ve mobingin de sınırı yoktur. Personelden astronomik rakamlarda satış yapması istenir, hedef tutturamazsa da performansı bahane edilerek iş feshi yapılır. 

Müşteri olarak gittiğinizde ‘kazak katlama’ misyonunu verdiğimiz mağazacılar, mesai saatlerinin de dışına çıkarak çalışır ve bozulan reyonlar tamamen düzenli olana kadar çıkamazlar. Hem az eleman çalıştıracak hem maksimum verim isteyecek, hem parasını kıt kanaat geçinecek kadar ödeyecek hem de baskı kuracaksınız. Bu tarz sektörler çok azdır.

Bu konuda Türk firmalarına da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sektörde yerli-yabancı pek çok firma var ancak Türk firmaları kadar çalışanlarına önem vermeyen, onları önemsemeyen, paralarını az veren, primlerini kesintiye uğratan hiçbir yabancı firma yoktur. Örneğin Zara ya da H&M gibi markalar, her ne kadar ağır şartta çalıştırsalar da Koton gibi LC ya da Mavi gibi çalışanlarını düşük ücretlerle çalıştırmazlar. 

Tekrar tüm mağazacıların ‘Mağazacılar Günü’ kutlu olsun. Şartların, maaşların, yönetimin ve yöneticilerin iyileştiği daha güzel günlere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir