Abdürrahim Karakoç

Gelin ilk önce kendi dilinden kendini bir okuyalım;

‘Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, ‘Özlenecek neresi var? ‘ diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.

Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.

Bana gelince:

Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, ‘bilimsel’ cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.

Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.

En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse…’

Türk şiirinin en önemli taşlama şairlerinden biri olan Abdurrahim Karakoç, 1932 yılında halk şairi bölgesi olarak da kabul edilen Kahramanmaraş’ta doğdu. Şiire merakı küçük yaşlarda başlayan şairin aslında bu merakının derinine indiğimizde sebebinin dedesi, babası, ve abisinin şair-ozan olması diyebiliriz.
İlk öğretimini doğduğu Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü Köyü’nde 1944’de tamamlar. Sonrasında eğitimini tamamlayamaz ve marangozluk yapmaya başlar. Daha sonra  memurluk görevi alır. Yaklaşık 2 kitap olacak kadar yazmış ama beğenmeyip hepsini yakmıştır. 1960 yılında gerçekleşen 27 Mayıs Darbesi’ne sessiz kalmayan Şair, “Demokrasi Maskaralığı” şiirini darbenin ardından kaleme alır. Yaptığı suçtur ve hakkında 40 dava açılır. Fakat hiç birinde avukatı yoktur. Kendi kendini savunan Şair hiçbir ceza almaz. 1958 yılından itibaren yazdıklarını 1964 yılında “Hasan’a Mektuplar” isimli kitabında toplar. Kitabı çok ses getirir, 10 binler basılır, satılır. 1981’e kadar memurluğa devam eder. Sonrasında emekliye ayrılır. Ankara Sincan’a yerleşen Şair, Meşhur Mihriban şiirini de yine bu sene yazar.

1985’te gazeteciliğe başlar. Bir ara politikaya girer ve ardından ayrılır. Neden girip hemen ayrıldığını soranlara;
“Allah rızası için girmiştim. Allah rızası için girmiştim. Allah rızası için ayrıldım” cevabını verir.

 

Kendini şu sözlerle açıklar; “ne dostlarımız kabul ettiğimiz derecede iyidir. Ne de düşman saydıklarımız tahmin ettiğimiz derecede kötü. Beni de böyle değerlendiriniz.”
Onu tanıyanlar ise; “Sonuna kadar dava adamıydı. Hiç vazgeçmedi. Bu hayatının her alanında etkisini gösterdi. İnandığıma tam inanır, inanmadığını korkmadan söylerdi.
Hiçbir hediye kabul etmez.”Asıl hediyeyi Allah’tan ve halkımdan istiyorum” derdi.
Karakoç, tamamen doğal, olduğu gibi bir insandı. Laflarını eğmeden-bükmeden söyler, kişiye göre hal takınmazdı.

Yıllar geçer ama Mihriban Şiiri  peşini bırakmaz ve sürekli okurları  tarafından sorulur. Bir gün yine kim diye sorulduğunda (gülerek); ” Bana dünyanın her yerinden soruluyor, artık bende bilmiyorum. Bu sırrı açmayacağım. Bu şifre öyle kalacak ve çözülmeyecek. Herkesin hayatında bir Mihriban vardır.” der.

Uzun bir süre geçmesine rağmen kitapları baskı üstüne baskı yeniler. Özellikle “Vur Emri” kitabı günümüz şairleri tarafından kıskanacak derecede kabul görmektedir.

Kızı ölümüne yakın Karakoç’un kendi kitaplarını okuyup bitirdiğini söylüyor ve şöyle ekliyor; “Demekki kitaplarıyla vedalaştı!”

Evli ve 3 çocuk babasıydı. 7 Haziran 2012 günü 46 gün kaldığı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde vefat etti.

Rahmetle Anıyoruz.

 

Hasan’a Mektuplar (1965)
El Kulakta (1969)
Vur Emri (1973)
Kan Yazısı (1978)
Suları Islatamadım (1983)
Beşinci Mevsim (1985)
Dosta Doğru(1994)
Akıl Karaya Vurdu (1994)
Yasaklı Rüyalar (2000)
Gökçekimi (2000)
Gerdanlık-I (2000)
Gerdanlık-II (2002)
Gerdanlık-III (2005)
Parmak İzi (2002)
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)

 

  • Ali Karakoç

    Yukarıdaki yazıdan düzeltilmesi ve bilinmesi gerekenler.

    Abdurrahim KARAKOÇ Mihriban şiirini 196 lı yıllarda yazmış o yıllarda haftalkık yayımlanan bir yerel gazetede ilk olarak yayınlayıp ilgili adrese de (Mihriban’a) gazete olarak postalamıştır. sonrasında yayımlanan ilk kitabı ‘Hasan’a Mektuplar’ 1965 içinde yayınlanmıştır.