Açlık Üzerine (I)

Dünya üzerinde var olmuş, var olan ve var olacak düzensizliğin, adaletsizliğin savaşların temel nedenlerinden biridir açlık.

İnsan için son aşamadır, en uç sınırdır.Çünkü bir adım ötesi ölümdür.Hiçbir duygu yoktur ki ölüm duygusundan,korkusundan üstün olsun. İnsanoğlunun doyurması gerektiği midesini doyuramadığı anda sorunlar baş gösterir.

Açlık her tür kötülüğü tetikler. Hırsızlık, cinayet gibi, modern toplumların sıklıkla karşılaştığı bu olaylarda -aksine – açlığın rolü vardır. ‘Aksine’ diyorum çünkü modern toplumun getirdiği imkanlar eski toplumdan çok daha ileri düzeyde.

Eskiden hayvanların aç kalmasından dolayı insanlar başka coğrafyalara göç ediyordu. Kendilerini de etkileyen bir durum çünkü.Eski toplum yapısında hayvanın doyması demek insanların da doyması demekti.Kavimler Göçü’nün çıkmasındaki en önemli sebep budur: Açlık.

Şimdi baktığımızdaysa ham maddelere ulaşmak o kadar kolay hale geldi ki. Sanayinin gelişimine bağlı olarak gelişen toplumlarda görülen bu rahatlık ve ulaşılabilirlik bir nebze de olsa açlıktan doğan, toplumun sosyal dengesini bozabilecek olayları azaltmıştır.

Peki açlık kime göre ‘nerede’ azalmıştır. Şu an kara kıta Afrika’da açlıktan ölen çocuklar varsa açlık bitmiş denemez. Bütün dünyanın ayıbıdır aslında bu. Dünyanın herhangi bir bölgesinde açlıktan dolayı çocuklar ölmeye devam ediyor ve bu sayı her gün artarak gidiyorsa bu bölgenin sınırındaki zengin ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın ortak ayıbıdır.

Açlık üzerine söylenmiş, yazılmış onlarca şiir, binlerce yazı bulunmasına rağmen okuduğum en güzel yapıtlardan bir tanesi olan Orhan Kemal’in Baba Evi adlı romanındaki şu alıntı açlığı en çarpıcı ve en etkileyici şekilde anlatan yazıdır belki;
“Ey Açlık ! Seni midemde, iliklerimde, kanımın küreyvelerinde duydum.Ve sen, benim şefik ve rahim olan soyum -insan soyu- sen ebedi tokluğu fethedeceksin !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir