Güç mü Para mı?

Paranın gücü, gücün de parayı doğurduğunu varsayarak bu kıyaslamayı düşünmenizi isteyeceğim. Yeteri miktarda paranızın olduğunu ve neredeyse elde edemeyeceğiniz herhangi bir şey olmadığını varsayalım. Bir de paranın yeteri kadar olmadığını fakat imkan açısından yeteri kadar bir güce sahip olduğunuzu varsayalım. Hangi taraf olmak isterdiniz? Ya da şöyle soralım. İki kurum var: Biri oldukça kurumsal ve dünya çapında tanınmış bir marka fakat maaşı 7500 TL, öbür firma ise yurt içinde diğer marka kadar tanınmıyor ve kurumsal itibarı neredeyse yok fakat maaiı 10.000 TL. Peki şimdi siz hangi firmada çalışmak istersiniz?

Paranın her şey demek olmadığı, artık sadece drama dolu Yeşilçam filmlerinde duyduğumuz replikler haline gelmiştir. Duygu yüklü ağır bombardımanlarımızı geride bırakarak soruya realist-rasyonel bir bakış açısıyla bakmakta fayda var. Neden ilk firma ya da neden ikinci firma değil. Bir tarafta maddi güç olarak diğerine göre daha imkanları bol bir seçenek dururken öbür tarafta maddi açıdan nispeten kısıtlı ama size sunduğu değer ve itibar açısından oldukça avantajlı.

Burada büyük bir dilemmadan bahsedebiliriz. Neden? Paranın en büyük dezavantajı, akıllarda her zaman koca bir soru işareti bırakmasıdır. Her ne kadar parayı önemsemeyen bir kişilik olsanız da, mevcut dğünya düzeni, yaşamı ekonomik gözle okumanın bir esiri olmuştur. Bu tür soyutlama örnekleri, kişinin parayı değersizleştirmesi değil aksine paranın büyük bir güç olduğunu kabul etmesine yol açar.

Güç konusu ise, Nietzsche’nin tabiriyle bir istençtir. Köle, efendisine hizmet eder fakat bir gün onun yerinden olma idealiyle ona olan sadakatini gerçekleştirir. Koşulsuz ve saf bir hizmet etme yoktur. Er ya da geç, köle, bir gün efendisinin yerinden olmayı ister. Bu örnekte görüldüğü üzere güç, her kesim ve görüş tarafından istenilen, bir gün kavuşulması arzulanan bir kavramdır.

Gücü de parayı da birbirinden ayrı düşünmemek lazım. Salt para, gücü doğurmayabilir. Çünkü paranın aklı yoktur ve para tek başına itibar kazanmak için yeterli değildir. Yalnızi, güç, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde olduğu gibi, en üst tepededir. Kendi tabiriyle ”kendini kanıtlama” ya da ”kendini aşkınlama” olan bu kavramları insanlar, türlü biyolojik, psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını belirli bir orandan karşıladıktan sonra elde edebilirler.