Aga Cinayet Var

Bahzat Ç.’nin en sevilen isimlerinden olan Akbaba’nın ağzından duymaya alışık olduğumuz bir cümle: “Aga cinayet var.” Senarist Emrah Serbes’in katıldığı bir programda açıkladığı gibi iç mekanlarda hep Neşet Ertaş’ın şarkıları dönüyor, kısık tonda çalan müziğin akabinde Akbaba’nın artık efsaneleşen repliği geliyor: “Aga cinayet var.”

Behzat Amir, Hayalet ve Harun’un yine klasikleşen meyhane sahnelerinde, ortam iyice dibe çökmüşken Akbaba’nın sesi, tüm ahesteliği bozar: “Aga cinayet var.”

Marjinal mi marjinal tipi ve donuk bir ifadeyle, telsizinden gelen anlamsız hırıltılı seslerden bir şeyler çıkarır, telsizin sesini açar kısar ve filmi film yapan detaylardan, o kendisiyle özdeşleşen repliğini bir kere daha söyler: “Aga cinayet var.”

Derken, aslında kuşkulu ve isteksizdir. En sevdiği yerden, meyhaneden kalkıp katil peşinde bulmak Akbaba ve ekibine elbette ki zor gelir. Ama Akbaba’nın sesi ile birden katili bulma isteği gelir. O sesle kalkılır.

Akbaba, ekibin alarmı ve sensörü gibidir. Cinayettin işlendiğine dair haber veren muhbir. Sonrası onun omuzlarında değildir.

Akbaba’ya “akbaba” isminin verilmesi de bu yüzden, ölmüş bedenlerin üstüne konar, öldüğünü bildirir.

Diziyi izlediğimizde her karakter ayrı bir roman. Kendi içinde ayrı bir dünya. Emrah Serbes’i bu konuda takdir etmek gerek. Karakter yaratmak deyimi aslında tam anlamıyla budur. Karakteri özümsemek ve onu tam anlamıyla hissetmek. Akbaba ise dizideki onlarca karakterden sadece biri.