Safsata Nedir? Başlıca Safsata Türleri

İngilizcede “logical fallacies” Osmanlıca da “kıyas-ı batıl” olarak yer alan, günümüz Türkçesindeki karşılığı ise “boş ve asılsız söz” olan safsata kelimesi, özellikle son zamanlarda karşımıza çıkan yaygın bir telaffuzdur.

Safsatalar, sözlü veya yazılı tartışmalarda kendisine sıkça başvurulan, temel mantık hatalarıdır. Sıklıkla “hurafe” ile karıştırılan safsata kelimesini en iyi açıklayan “logical fallacies” ve “kıyas-ı batıl” tamlamalarıdır.

Safsata, bir iletişim parazitidir ve sağlıklı iletişim kurulmasının ve faydalı bir tartışma yapılmasının önüne geçer. Tartışmaya katılan en az iki taraftan birinin savunma mekanizması olarak safsatalara başvurması, tartışmayı kendi lehine sonuçlandırmayı istemesinden kaynaklanır.

Yaygın safsatalar, çoğunlukla yakından bildiğimiz ve şahit olduğumuz fakat adını bilmediğimiz terimlerden oluşmaktadır. Örneğin;

Ad Hominem

Genel anlamda bir adam karalama safsatasıdır. Tartışılan konunun dışına çıkılarak, tartışılan tarafın kişiliği üzerinden tartışma kazanılmaya çalışılır. Örneğin “Anayasa Mahkemesi Başkanı X, geçen sene trafik kazası geçirmişti, verdiği kararların sağlıklı olmasını bekleyemeyiz” gibi.

Otorite Safsatası (Argument from Authority)

Bilimsel ve teknolojik yöntemler haricinde bir olaya bakmayıp ünlü kişiliklerin söylediği sözlere itibar etmektir. “Diş hekimleri tarafından önerilen Y markası, ağız sağlığı için oldukça önemli” gibi.

Özel Durum Safsatası (Special Pleading)

Tartışmayı destekleyecek veya tartışmayı lehe değiştirecek bir argümanın eksikliğinde kişinin argüman eksikliğini bahane ederek, özel durum intibası yaratmaya çalışmasıdır. “Size ücretsiz görüntülü konuşma nasıl gerçekleştirilir diye gösterirdim ama şebeke çekmiyor” diyen birisi gibi.

Küçük Sayı İstatistiği Safsatası

Küçük örneklemeler üzerinden genel bir tanıma varmaya çabalamak ve bunu karşı tarafa dikte etmeye çalışmaktır. Demokrasinin olduğu ülkelerin çoğunun gelişmemiş olduğunu söyleyen birinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni örnek vermesi gibi.

Kumarbaz Safsatası (The Gambling Fallacy)

Temelinde peş peşe gerçekleşen bir olayın bir sonraki olaya etkisi ihtimali yatar.

-Bu sefer tersi gelecek
-Bu sefer de aynısı olacak
-Bir kez oldu, bir daha olacak
-Bir kez oldu, bir daha olmayacak.
-Hiç olmadı, bu sefer olacak
-Hiç olmadı, bu sefer de olmayacak.

Gibi, ihtimalleri değerlendiren bir insanın yaptığı “kumarbaz safsatası”dır.

Adil Dünya Yanılgısı (Just World Bias)

İnsanlar şansızlıklardan veya kötü olaylardan kurbanı sorumlu tutarak ileride gerçekleşecek olayları belirli ve meşru bir zemine çekme gayretidir. Ve böylece olaylar üzerinde belirli bir oranda konrolümüz olduğuna hükmederiz. Bu ise insanların sürekli kurbanı suçlamaya eğilim göstermeleridir. Örneğin, Florida’da bir jüri, kurban çok kısa etek giydiği ve iç çamaşırı giymediği için, tecavüzcüsünün masum olduğuna hükmetti. Kadının arandığını söylediler.

Temsil Hatası (Representation Error)

Kalıplar muhakeme yeteneğimize gölge düşürürler. Bir olay ya da durum karşısında, sonradan öğrendiğimiz çevresel ya da bilişsel yargılar, bizleri mantıksal hatalara sürükleyebilir. Akılda yer edinen bazı kalıplar, kendi gerçekliklerimize aykırı geldiklerindeyse, süresi etkisine bağlı olarak değişecek bir şekilde bizleri sarsabilirler. Araba almaya bayiye giden adamın elbisesine bakarak üslubunu düzelten veya değiştiren satış danışmanı gibi.

Teksas Nişancısı Yanılgısı (Texas Sharpshooter Fallacy)

Bir ahır kapısına rastgele atışlar yapan bir kovboy vardır. Kapının bazı yerlerinde kurşunlar daha çok kümelenmişken diğer yerlerinde ise kurşunlar seyrek düşmüştür. Kovboy da rastgele atışlarından sonra hedef tahtasını kurşunların en çok kümelendiği yere koyarak, kendini keskin nişancı olarak göstermiş, ya da kendisini o şekilde kandırmıştır. Bu yanılgının adı “Teksas Nişancısı Yanılgısıdır” Diğer bir adı ise kümeleme yanılgısıdır.

Cehalete Başvurma Safsatası (Appeal to Ignorance)

Öne sürülen argümanın kanıtlarla desteklenip çürütülmesinden farklı olarak, tartışma konusu olan konu üzerindeki argüman eksikliğinden fayalanmaya cehalete başvurma safsatası denilmektedir. Örneğin Sevr Antlaşmasının gizli maddeleri olduğuna inanmayan bir insanın buna dair bir belgenin henüz yayınlanmadığını öne sürmesi gibi.

Olumsuzluk Önyargısı

Eski bir Rus atasözü şöyle der: “Bir kaşık zift, bir fıçı balı berbat edebilir ama bir fıçı ziftin içindeki bir kaşık bal hiçbir fark yaratmaz.” Çoğumuzun akının bir köşesinde olumsuz düşünceleri, olumsuz önyargıları vardır. Bu olumsuz düşünceler ve önyargılar her zaman için olumlu düşünce ve önyargılardan daha net hatırlanır ve çok daha keskindir. Yani bir deyişle, tatsız olaylar zihnimizde hep daha berraktır.

Eylemsizlik Önyargısı

Eylemsizlik önyargısı denilen kavram, eylemin yapılması halinde öngörülen sonuçlarını, eylemsiz kalmaktan daha kötü olacağına dair bir inançtır. İnsanlar bir harekette bulunacakları zaman daha az sorumluluk almak isterler bu, eylemsizlik önyargısını doğurur.