Aşağılamak ve Aşağılanmak

Aşağılamanın milleti olmaz, aşağılamak her dinde ve her dilde iyi olmayan bir davranıştır. Tarihsel veya siyasi sebeplerden ötürü bir kişiyi veya milleti aşağılamak her türlü otorite tarafından tasvip edilmeyen bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk milletini aşağılamayı nasıl hazmedemezsek, bizim de aynı şekilde diğer bir milleti aşağılamaya ne hakkımız ne de geçerli bir sebebimiz var. Yeri geldiğinde aşağılama eylemini gerekçelendiririz şu veya bu sebeple; fakat nedenler her ne olursa olsun, aşağılamak eylemini meşru kılmaya hiçbir haklı dava yeterli değildir.

Ve hiçbir geçerli sebebin, bir kişinin gururunu kırıcı, rencide edici davranışlar sergilemeye kendini, yukarıda görmeye hakkı yoktur. Aşağılamak aslında bir çeşit kibir ve küçük düşürme eylemidir. İlginç olansa, aşağılamak eylemini yapanların ekseriyetle okumuş ve eğitimli insanlar olmalarıdır. Bilgi sahibi olmak veya ortalamanın üzerinde bir kültür birikiminin olması insanları, diğer insanları aşağılamaya, küçük düşürmeye itebiliyor.

Öte yandan aşağılama eğilimi gösteren insanlar, genellikle aşağılanmış insanlardan oluşmaktadır. Aşağılanmayı kötü bir biçimde tecrübe eden insanlar, sanki diğerlerini aşağılayınca, geçmiş aşağılanmışlıkların hepsini tek kalemle silip atacakmış gibi hissederler kendilerini. Eğer bir vicdan, aşağılama eylemini gerçekleştirdikten sonra en ufak bir huzursuzluk hissetmiyorsa kalbi küf tutmuştur.

Kısacası aşağılamak, aşağılık insanların sıkça başvurduğu, kendilerini ya da savunduğu değerleri yere göğe sığdıramadığı ve aslında ne yere ne de göğe sığmaya hakkı olan değerlerinin bir dışa vurumudur. Aşağılamak, kendini yüceltmek değil, aşağıladığı şeylerin de aşağısına düşmek demektir.