Atatürk Nefreti

Her 10 Kasım’da ya da Atatürk’ü ifade ve temsil eden özel günlerde, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ya da 29 Ekim gibi tarihlerde her yerde, Atatürk düşmanları peyda oluyor. Sosyal medyada, sokakta, televizyonlarda ya da gazetelerde kısaca her yerde karşımıza çıkan ve Atatürk nefretini hayasızca kusan birtakım insanlar, kendilerince haklı davalarını özellikle diğer kesimin kutsal saydığı özel günlere “özellikle” saklayarak milletimizdeki derin uçurumu bir kez daha derinleştiriyor. Atatürk nefreti, öyle boyutlara ulaşmış bir nefret ki “saygı” denen evrensel olgunun zerresinden haberdar olmayan insanların bilinçsizce, gayet sıradan paylaşımlarla nefretini kustuğu, çirkinleştiği ve hadsizleştiği bir konu olmuş.

Sevgi elbette ki farklı saygı çok farklı bir şey. Nefretinizi ve sevmiyor oluşunuzu başka bir zamanda ya da başka ortamlarda ifade edebilir ya da açıklayabilirsiniz. Nefretinizi özellikle bu gibi günlerde dile getirdiğinizde, nefret yüklediğiniz o şeyi kutsal sayan insanlar için bu normalde bir hakaret ise o gün beş-altı kat daha fazla hakaret demektir.

Kaldı ki ülkemizde toplumsal hoşgörü neredeyse hiç yok. İnsanlar birbirine yeterince saygısız. Bu kimi zaman devlet tarafından körüklense de ayrımı derinleştiren bir nevi insanımız.

Atatürk nefreti, İslam dini mensupları tarafından icat edilen bir olgu değildir. Atatürk nefreti, daha sonradan Türk toplumunu binbir parçaya bölmek isteyenler tarafından ortaya atılmıştır.

Ülkecek en büyük sorunlarımızdan birisi de kişiler üzerinde çok durmak, sisteme ya da kurumlara itimat etmemektir. Atatürk hakkında da durum böyle: Seveni de sevmeyeni de. Atatürk aşağı Atatürk yukarı.

Rasyonel bir şekilde düşünüp sağlıklı karar verme yetisinden yoksun bir düşünce sistemine sahibiz. Evet, bu ülkede herkes Atatürk’ü sevmek zorunda değil fakat Sezar’ın hakkı Sezar’a. Saygı duyulacak işler yapmış birisi ve bundan daha önemlisi ise birileri tarafından “kutsal” sayılan birisine en azıdan saygı duyulmalı diye düşünüyorum.

Atatürk, bu ülkede birileri tarafından sevilen sayılan bir temsildir. Atatürk temsildir: Çağdaşlığın, akıl ve bilimin, modernliğin bir temsilidir. Atatürk sadece bir kişi değil koca bir düşüncedir, özlenen bir Türkiye, Türk’ün “kızıl elması”dır.

Atatürk’e nefret duymak bir haktır. Bu hakkı ulu orta söylemek, dile getirmek ise gasptır, kutsala hakarettir, suçtur ve en önemlisi insana yakışmayan etik olmayan bir davranıştır.