Ayet-el Kürsi’nin Faziletleri

Ayet’el Kürsi, dinimizde ehemmiyeti oldukça önemli bir süredir. Bakara Suresi’nin 255. ayeti olan Ayet-el Kürsi, pek çok konudan önemli bir süredir. Önemi ve değeri yüksek olan Ayet’el Kürsi’nin faziletleri nelerdir? Ayet’el Kürsi’nin faydaları nelerdir?

Âyetü’l-Kürsî’nin fazîleti hakkında Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Bu âyet herhangi bir evde okunduğunda, şeytânlar o evi otuz gün süreyle terk ederler ve hiçbir büyücü (sihirbaz) erkek ve hiçbir (büyücü kadın) kırk gece boyunca o eve giremez.” (Beyhâki)

Hz. Ali (r.a.)’in de şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Nebî (s.a.v)’in minber üzerinde iken şöyle dediğini duydum:
“Kim, “Âyetü’l-Kürsî’yi her farz namazın peşinden okursa cennete girmesine, ölümden başka hiçbir şey mâni olmaz (Ölünce cennete girer). Onu okumaya, ancak sıddîk veya âbid kişiler devam eder. Kim onu, yatağına girdiğinde okursa, Allâh (c.c.) o kimseyi kendi canı, komşusu, komşusunun komşusu ve etrafındaki evler husûsunda emin kılar.” (Şuabü ‘l-İmân)

Sahâbe-i Kîram, Kur’ân’da hangi âyetin daha fazîletli olduğunu müzakere ederlerken, Hz. Alî (r.a.) onlara, “Âyetü’l-Kürsî’den haberiniz yok mu?” der, sonra da sözüne şunları ilâve eder: “Allâh’ın Resûlü (s.a.v.), bana şöyle dedi:

“Yâ Alî, beşeriyetin efendisi Hz. Adem; Arapların efendisi Muhammed (s.a.v.)’dir. Bunda övünülecek bir durum yok. Sözlerin efendisi Kur’ân,Kur’ân’ın efendisi Bakara Sûresi, Bakara Sûresi’nin efendisi ise, “ Âyetü’l-Kürsî”dir.”

Yine Hz. Alî (r.a.)’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Bedir gününde savaşıyordum. Derken Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)’in ne yaptığını göreyim diye, O (s.a.v.)’in yanına vardım. Yanına vardığımda O (s.a.v.) secde halinde, “Ya Hayyü Ya Kayyûmu” diyor, başka bir şey demiyordu. Sonra savaşa döndüm. Daha sonra da, Resûlullâh (s.a.v.)’in yanına tekrar geldiğimde O (s.a.v.), aynı şeyleri söylüyordu. Ben, gidip gelmeye ve O (s.a.v.)’e bakmaya devam ettim. O (s.a.v.) de, Allâh Te‘âlâ feth-i müyesser kılıncaya kadar bunları söylemeye devam etti.”

(Fahruddin Er-Râzî, Tefsiri Kebir, c.5, s. 403-404.)