Başlıksız Şiir

Küçük bir çocukken henüz;

Gördüğün her şey kocamandır gözünde

Ondandır kocaman sözler verirsin küçükken

Buzdolabı kadar, vestiyer kadar,

Ev kadar büyük laflar edersin

Küçükken babanı dünyalar kadar seversin

Sonra büyürsün;

Büyür… 

Büyür… 

Büyür…

Büyüdükçe küçülür gözünde dünya

            Unutmak istersin…

Unutmak istedim

Parçalara böldüm o yüzden

Önce ellerini unutmak istedim. 

Ellerin avuçlarımda, yüzüme götürürken;

“Çok şükür” der gibi

Dudaklarıma değişini…

Sonra saçlarını, yüzünü, dudaklarını

Ve gözlerini…

Gözlerin toprak kokusunu duymak gibi…

Unutmak için parçalara böldüm seni

Parçalara böldükçe daha çok hatırladım her zerreni,

Az kaldı dedikçe daha da az kaldım,

Yarıya indim şimdi;

Sıfır nokta beş…

Deniz kenarındayım, burnumda iyot kokusu

Sana yaklaştıkça uzaklaşıyorum kendimden

Gözlerine bakınca, konuşmayı beceremem ki ben,

İki kelimeyi bir araya getirdim de;

Cümle haline getiremedim bir türlü..

Keşke gözlerime bakınca her şeyi anlasan;

Keşke gözlerime baksan!

Her sabaha güneşin doğuşu, 

Sıradan görünse de; aslında mucizevidir. 

Mucizeler zamanla sıradanlaşır,

Bir tek sen aynı kalırsın…

Yıllardır anlattıkları altın oran;

Senmişsin meğer…

Gülümsedin. 

Sen gülümseyince gün yağmaya başladı geceye;

Odama sen girince zaman durdu

Dünya yörüngesinden şaştı

Kimsenin ruhu duymadı.

Gökkubbenin altında sadece senin adın duyuldu,

Bulmacalarda bile var;

Kışın açan güneş, 

         Soldan sağa,

                 Beş harfli.

Cevap tabiki de senin adın…

Beraber Kuzey Işıkları’nı izlemek isterdim seninle 

Gerçi o büyülü ışıklar bile;

                 Kıskanır senin güzelliğini…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: