Bir Hastalık; Kin

Kin diye bir duygu evet, bu duygu kimi zaman en yakınıza duyarsınız kimi zaman en uzağınızdakine ama ne olursa olsun tüm sevmelerin ve saygı duymaların aşağısı hatta en aşağısı bir duygu.
Ne kadar severseniz sevin, ne kadar değer verirseniz verin içinizde o insana karşı kin varsa o sevgiyi de giderir, saygıyı da.

Kin nedir gerçekten bu kadar berbat bir duygu mu?
Evet efendim o kadar berbat bir durum. İnsanın içinde bir gram bile bulunuyorsa hemen bertaraf edebilmesi gereken bir duygu. İnsan ilişkilerinde olumsuz etki eden bir duygu.
Gelin tanımına bakalım.
“Kalpte yerleşen, öç almaya yönelik şiddetli düşmanlık. Arapça ‘da hıkd, gıll ve bağdâ gibi kelimelerle karşılanır. Kin tutmak, kin beslemek, kin gütmek, kin bağlamak gibi deyimler düşmanlık duygusunun kalbte yerleştiğini ve süreklilik gösterdiğini dile getirir.”
Bir tanımın da böyle der ama biz yine de teyit edelim ve devamını getirelim. Mesela bir arkadaş, sevgili, ya da eşler arası ilişkilerinizde bir sıkıntı yaşadınız ve karşıdan sizin hoşunuza gitmeyen bir kaç hareket gördünüz. Çok büyük bir hata değil ama siz onu unutmuyor sürekli karşınızdaki insana onu hatırlatma ve onu bu durum yüzünden mutlak suçlu yapma durumuna kendinizi getiriyorsunuz? Peki neden? Hele ki karşınızdaki insan bunun büyütülmemesi ve karşılıklı hata edildiyse halledip hayatınıza kaldığınız yerden devam etmeyi istiyor ve siz sürekli ama sürekli aynı şeyleri dile getiriyorsunuz? Neden? Neden? Neden?
Bu duruma sahip olan kişiler lütfen üç aşamada buna cevap versinler. Karşınızda ki insanı gerçekten seviyor musunuz? Seviyorsanız neden hatasını sürekli yüzüne çarpma ve ona bu olayı unutturmama çabanız var? Böyle bir çabanız yoksa nasıl kolay unutamıyorsunuz? Aslında bi nevi kin; unutmama hastalığıdır.
Bir insanın karşı cins ya da hemcinsini arkadaşça sevebilmesi değer verebilmesi çok zor bir durum, yani bir insanı sevmek öyle kolay bir durum değil. Yani demem o ki, bi insan bi insanı kolay kolay sevmez!  Ama insanlar bu duyguyu çabucak bitirmesi ne kadar basit değil mi? Ne kadar kolayca kin besleyebiliyorlar? Ne kadar çabuk görmezden geliyorlar? Bu kadar basit olmamalı.

Tabi kin duygusunun ileri seviyede tezahür ettiğini de görüyoruz. Mesela çok sevdiği bir insanla iletişimini kesmesi durumunda karşısındaki insana kin beslemeyi ileri götürür ve karşısındakinin kötülüğünü de isteyecek seviye gider ve tamamen kötü bir insan profili çıkar. Allah muhafaza!

Yunus Emre’nin
“Biz kimseye kin tutmayız

Eller dahi yârdır bize

Nerde ıssızlık var ise

Mahalle şehirdir bize

Adımız miskindir bizim

Düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmayız.

Kamu âlem birdir bize.” Bu dizlerini de unutmadan, dinsel boyutta baktığımız da ise  hadiste şöyle bir dua geçer;
“Ey Rabbim!. kalbime hidâyet eyle, dilimi doğru kıl, göğsümdeki hile ve kin duygusunu gider”  (Ebû Dâvûd, Vitr, 25; Tirmizî, Deavât, 102)
Aslında kin duydu değil de kin hastalığını kast etmiş bir hadis. Evet insan neden bir duygudan kurtulmak ister. Kalben kendine zarar verdiği için değil mi?

Kuran’ı Kerim’de Haşr Suresinde şöyle dua edilir;

“Rabbimiz kalplerimizde îmân edenlere karşı hiçbir kin bırakma”

Allah ve Resul’ü bu konu hakkında inananları çok fazla defa uyarmış ve bu illetten kurtulabilmeleri için pek çok dua metodu! Öğretmişler. Ne yazık ki biz yine, pek çok kez yaptığımız gibi, kendi şahsi çıkarlarımız uğruna en yakın saydıklarımıza bile kin dolu gözlerle bakabiliyoruz. Bir türlü Allah’a mahsus olan affetme yetisini kullanmaya yaklaşmıyoruz. Sanki bizim öyle bir yetkimiz var ve bizim affetmediğimiz insanlar dünyanın en kabahatli insanı gibi.
Kalbinde, kalbimimizde en ufak kin bulunan bizler.
Allah bize acil şifalar versin!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir