Çalışan Velinimetimizdir

Çalışanın hakkını vermek gerekir her zaman. Alnının teri kurumadan olmasa da halkı yerde kalmaması lazım. Çalışan velinimetimizdir anlayışının hakim olması lazım kısaca müşteri velinimetimizdir anlayışının yaygınlığı kadar. Çalışan bir iç iletişim unsurudur ve bir kurumun itibarı kurum içi iletişiminin ne kadar güçlü olup olmadığı ile ilgilidir. Bu konuda çalışanlara özel bir ilgi gerekir.

Çalışanların bu kadar göz ardı edildiği bir ortamda işsizliğin yüksek oranlarda olması da tesadüf değildir. Maalesef müşteriye gösterilen ilgi ve eğilimin yarısı, hatta çeyreği çalışana gösterilmiyor. Baskı ve zorlama çalışanların üzerine Demokles’in kılıcı gibi çöküyor. Rahat hareket etme değil kastettiğim ama özgür çalışma ortamı günden güne yok oluyor.

Çalışanların çalıştıkları kurum ya da marka nazarında hiçbir önemi olmayınca haliyle çalışanların da çalıştığı şirkete ya da kuruma herhangi bir bağlılığı olmuyor. İki taraflı olarak da hatalı olarak devam eden süreç çok daha büyük sorunlara gebe olabiliyor işsizlik gibi.

Exellent Theory adı verilen bir iletişim teorisi şöyle der: İki taraf da kusursuz olmalı ki bir sistem ilelebet devam edebilsin. Buradaki iki taraf ise çalışan ve işverendir. İşveren her zaman zalimdir diyemeyeceğimiz gibi çalışan da her zaman masumdur diyemeyiz. Ama sonuç olarak çalışana verilen değerin artırılması ve memnuniyetin de sağlanması gerekir.