Duyguları Bastırmak Neden Önemli?

Hayat ne vicdanı olanlar ile vicdanı olmayanların arasında kalmış, ne zenginlerle fakirler arasında sıkışmış, ne iyiler ile kötüler kavgasıyla dönmüş ne de söyleyen ve söyleyemeyen insanların gel gitinde olmuştur. Dünyanın yegane muvazenesi duygularını bastırabilenler ile bastıramayanlar arasındaki mücadelede ortaya konmuş, şekillenmiştir.

Duygularımız vardır hepimizin bazen iyi huylu duygulara sahibizdir bazen de kötü niyetli duygulara, bazen günahkar duygular bazen de masumane duygular biriktirmişizdir içimizde. Ne olursa olsun, ne türde olursa olsun duygular bir yerde karakterize edilir ve bir kimliğe sahip olur. Freud’un düzinelerce hakkında kitap yazdığı gerçek burada ortaya çıkıyor. Bastırabildiğimiz duygular bizi modern anlamda biz yapar, hayvani duygularımızdan sıyrılıp insan olma gayreti bu duyguyu destekler. Fakat öyle anlar gelir ki bazı duygularımızı bastırmakta zorlanırız. Freud bunları cinsellik, şiddet ve kötü olana temayül olarak değerlendirir. Cinsellik ve şiddet bizim bastırdığımız duygulardır bunları açığa çıkarmak insanlığımız için epey kötü sonuçlar doğurabilir. İşte dünyanın en temel sorunu bastırıp bastıramamaktır.

İyi olanı, iyilik olanı yapmak bastırabilmekten, kötü olanı yapmak ise bastıramamaktan kaynaklanır. Hayat hep bu iki denge üzerinde gider. Tasavvufta buna terbiye denir. Nefis terbiyesi… Dünyevi arzulardan kendini uzak tutmak nefse hoş gelen şeylerden kaçınmaktır. Tasavvufa göre nefis, şeytandan çok daha güçlüdür. Hem de kat kat.

Kıyafetlerimiz ile insan olmak kolay fakat duygularımızla insan olmak o kadar kolay mı? Kolay olsaydı bu kadar kötülük nedendi peki? Elbetteki kolay değil ama yolda olmak gerekir, niyet gerekir. Niyet başlangıçtır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir