Duyguların Bastırılması ve Benliğin Oluşumu

Her insan, içinde birbirinden farklı duyguları ve davranışları barındırır. Kimi saldırgan, kimi uysal, kimi kararlı olabilecek bu tutumlar, insanın doğası gereği bünyesinde hep var olur. En zıt kutuplar ve bir araya gelmesi mümkün olmayan bazı düşüncelerin insanlar tarafından savunulduğunu gözlemleriz.

İsyankar tavırları olan bir insanın, bir nedenden dolayı uysal ve anlayışlı bir hale gelmesinin temel sebebi budur. Sigmund Freud, psiko-analazinde bahsettiği gibi insanlar böyle duygularını bastırırlar. Baskılanmamış bir benlik hayvani duyguları da bünyesinde taşır. Cinsellik bunun en bariz örneklerindendir. Bastırılan duygular neticesinde de ideal bir benlik olan ‘ego’ ortaya çıkar. Daha sonrasında insanın topluma göre şekillenip bir davranış ortaya sergilemesi ise ‘süper ego’ olarak karşımıza çıkar. Toplum ne der? Ne yaparsam alkış toplarım? Gibi sorular süper egonun bir sonucudur.

Öte yandan insanda bir duygu ya da reaksiyon biçimi daha baskın bir şekilde ortaya çıkar. Sinirli bir insanın, sinirli olduğu anlarda çevreye zarar verip vermemesi, saldırgan bir tutum izlemeyip izlememesi gibi davranışlar, bazı duyguların diğerine göre daha çok baskılandığını gösterir. Karakter tanımlaması yaparken kullandığımız tüm ifade biçimleri, bireylerin duygularını baskılaması sonucu ortaya çıkardıkları benlikleri ile ilgilidir.

Birçok özelliği, ya da yeteneği insan bünyesinde taşıyabildiği gibi birden fazla karakteri ya da davranış biçimini de bünyesinde taşır. Sürekli neşeli haline alışkın olduğumuz bir insanın daha sonra göstermiş olduğu üzgün ya da mutsuz davranışlarına şaşırmamız ya da alışamamız da yine bu bastırma olayına örnek gösterilebilir.

Bireylerin tecrübe etmiş olduğu ağır travmalar veya büyük olaylar davranış bozukluğuna ya da karakter değişimine sebep olabilir. Örneğin bir trafik kazasında tüm ailesini kaybetmiş bir insanın, olaydan sonraki yaşamında büyük değişikler, karakterinde ya da reaksiyonlarında anormallikler olabilir. Toplumumuzda bu olaylara sıklıkla askerlik sonrasındaki agresif hareketlerde ve deprem sırasında ve sonrasında olan psikolojik rahatsızlıklarda rastlarız.

Çözümü konusunda uzun uğraşlar gerektiren bu değişimler ve anormal davranışların uzun süre devam etmesi ciddi anlamda zarar verici olabilir. En kısa zamanda bir psikoloğa danışılmalı ya da olayın şokunu atlatmak ya da olayı unutmak için farklı aktiviteler yapmak gerekir. Çoğu zaman mekan değişikliği iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir