Elitizm ve Yozlaşma

Elitizm ve yozlaşma kavramları her ne kadar biribirinden uzak kavramlar gibi dursa da belirli bir disiplin altında incelendiğinde aslında bu iki kavramın birbirinden çok da farklı olmadığı görülebilir. Elitizm, sıklıkla üst tabakanın ait olduğu bir konumu ifade ederken yozlaşma, çoğunlukla alt tabakaya ithafen kullanılır.

Yozlaşma, belirli düzen ve işleyişin örselenmesi ve sınırların kaybolması, tanımların zorlaşmasıdır. Elitizm ise belirli bir zümrenin zaman içerisinde kazandığı bir takım değerlerdir. Söz konusu bu değerlerin gerçekliği ve doğruluğu oldukça tartışılabilir bir konudur.

Elitizm ve Çoğulculuk

Elitizm kendini popüler olandan, çabuk tüketilir olandan soyutlar. Belirli bir zaman dilimi içinde de kendine has bir alan yaratır. Bu çoğulculuk ilkesi ile zıt bir durumdur. Toplumun genel kanısının aksine seçkinci bir kültüre sahip olan elitist kitlenin doğruları ile söz konusu toplumun genel kanıları arasında bir ihtilaf bulunur. Bu ihtilafın sonucunda ise elitistler kendilerini toplumdan ve dolayısıyla çoğul olandan soyutlamaya başlar.

Elitizm ve Demokrasi

Elitist kültürün en önemli sorunlarından biri demokrasi anlayışının göreceli olmasıdır. Toplumu ifade eden kamuoyu kavramında eşitliğin sağlanması durumu, elitist bireylerin demokraside daha etkili bir faktör olmaları yönünde önemli bir sorun olarak görülüyor.

Elitizm ve yozlaşma arasındaki en temel farklardan biri de elitist bireylerin yozlaşmasının toplumda herhangi bir karşılığının olmamasıdır. Elitizm, zaman içerisinde kendi içinde yanlış dogmalara da yol açabilir. Bu büyük sorun, elitizmin kendisini toplumun en tepesinde konumlandırmasının bir sonucu olarak tezahür eder.

Yozlaşma, çoğunlukla alt tabakaya ithaf edilen bir yafta olmasına karşın, elitist bireylerin de yine aynı şekilde yozlaşabileceği bir gerçektir.

Elitizm ve yozlaşma, ayrıca Türkiye’nin içinde bulunduğu mozaiğin yansımasıdır. Aydın kesimin ya da alt tabakanın kendi içerisindeki zıtlıklar elitizm ve yozlaşma olarak da adlandırılabilir.

Bir tarafın yaptığı eylem ya da sözler, yobazca ya da varoşça olabiliyorken diğer bir kesimin söylediği söz ya da davranışları seçkin sayılabiliyor. Bu iki ayrımın kökeni de Tanzimat’la birlikte gelen Doğu-Batı kültürü arasındaki temel farklardır.

Çağdaşlık ya da gericilik; yenilikler ya da geçmiş duygusu, aynı zamanda elitizm ve yozlaşmanın da temelini oluşturur. Kısaca, ikisi de aynı şeylerdir. Bir kesimin cilalaması ile elitizmi savunmak her ne kadar yanlışsa, yozlaşmaya iten sebepleri de görmezden gelmek eşdeğer bir yanlıştır.