Emeklerin ve Hayallerin Boşa Çıktığını Görmek

Emeklerin boşa çıktığını görmek kadar korkunç bir manzara daha var mı? Öyle bir manzara ki çıkmak için aylarınızı hatta senelerinizi vermişsiniz. Manzaraya çıkarken zorluklarla mücadele etmiş, türlü sıkıntılar yaşamışsınız. Tam son kulacı atarken bir andan elinizin altındaki taşın kaydığını ve gerisin geri çıktığınız yokuştan aşağı doğru yuvarlandığınızı hissediyorsunuz ama gözünüz hala o manzarada. Bir türlü göremediğiniz o manzara; kim bilir ne kadar güzeldi, kim bilir ne okyanuslara ne ovalara ev sahipliği yapmıştı. Asla bilemeyecek olmak da korkunç bir manzara öyle değil mi?

Elinizin altından kayan o taşlara bir bakalım mı? Elinizin altından kayan ve sizi gerisin geri çıktığınız yerden yuvarlanmanıza neden olan o taş giden gençliktir, harcanan zaman ve burkulmuş bir yürektir.

Giden gençlik mesela. Gençlik olmasa da iyi bir zaman dilimi. En azından pişman olmanıza sebep olacak bir zaman. “Keşke” dersiniz “keşke başka bir şeye vaktimi harcasaydım” ama zaman denen mefhumu bir daha geriye döndürebilmek ne mümkün?

Heves ve istekler mesela. Onca yastığın altında, kimi zaman üstünden kurulan o hayallerin bir gün gerçeklerle yüzleşip bir andan taşa dönüşmesi şimdilerde adına “kalp kırıklığı” denilen bir burukluğa dönüyor. Heves ve istekler her zaman çocuksu gelmiştir bana. Bir insanın istediği şey için tebessümlü, iki elinin içini kafasının arkasına, ayaklarını da düğüm yapmış tavana bakar bir vaziyette hayal kurar gibi bir hali olduğunu düşünmüştüm hep. Ve bana göre de o öyleydi? Kötü insan güzel hayaller kuramazdı. Zaten emeklerin ve dolayısıyla hayallerin boşa çıktığını görmek dediğimizde iyi insanların hayalleri ve emeklerini kast etmiştik evvela.

Emekler de hayaller de kimine göre “kader” kimine göre “şans” olarak boşa çıkar. Ama insan bir kodla yazılan, komutla çalışan bir yazılım ürünü değil ki. Duyguları var, istekleri var, hevesleri ihtiyaçları var; düşledikleri ağladıkları var. Tüm bunlar olurken kimi zaman bazı şeylerin olmasını diğer şeylerden daha çok istiyor. Ve olmayınca insan hepten üzülüyor açıkçası. Hevesi kırılıyor, hevesi kursağında kalıyor. Olmuyor. Deniyor. Ve yine olmuyor. Sonra. Sonra kaybediyor. Artık kaybedecek neyi varsa.