Hayatı Ti’ye Alanlar

Bazen sadece rasyonel olmakla, mantıklı kararlar vermekle bir ömür süremezsiniz. Kimi zaman aklın hiçbir odasına uğramamış kararlar veririz. Ve bunlar hayatın tuzu biberidir. Bir hayat salt rasyonellikle devam etmez. Yeri geldiğinde bilinçsizce karar vermek en iyisidir. Hani hayatı ti’ye almak.

Tamamen sezgisel bir yöntemle, adeta göz ucuyla kararlar vermek, yeri geldiğinde, ölçüp biçilen, her aşaması için saatlerce düşünülen bir karardan daha sıcak gelmiştir. Neden diye sorduklarında ise yalnızca şu cevabı verirsiniz: Canım istedi. Bu kadar, başka hiçbir açıklamaya gerek kalmadan kestirip atarsınız. Ve insanlar sanılanın aksine, duygusal verdikleri kararlardan daha az pişman olurlar. Kimi zaman delilik olarak da nitelendirilen bir davranış biçimidir.

Çoğu zaman ‘irrasyonel’ kararlar veren bir insan için şu tabiri kullanabiliriz: Sezgici. Ve bu davranışları ya da olayları yorumlama biçimi sezgisel olan insanlar, daha az sıkıntı sahibi, dertten uzak insanlardır. Bu tip insanların, saçları kolay kolay beyazlamaz. Saçları beyazlayan insanlar, genellikle iki elini de başına koymuş, kara kara düşünen insanlardır. Ve ilginçtir biz insanlar, bu tip insanları kendimize daha yakın buluruz. Rahatlıktan ziyade, hayatı yorumlama biçimi. Yani bize şunu özetler o insanların yaşantıları: Hayat uğruna kafa yorulacak kadar değerli bir yer değil.

Eğer bir karar ölümünüzle sonuçlanmayacaksa üzerinde fazla durmaya gerek yok derler. Hani ‘ucunda ölüm yok ya’ deyimi bu insanların çıkardığı bir deyimdir. Göz altları kırkında çökmüş, saçları otuzunda kırlaşmış, elleri ellisinde titremeye başlayan insanlar değildirler. Ve şu söz de onlara aittir: Hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı kalsın.

Bir düsturdur. Hayatı yorumlama biçimi. Ne delilik, ne de rahatlıktır. Kafanın değerini bilme, canın sıkılacak kadar değersiz oldunu bilmek demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir