Erdoğan’ın Racon Kesilecekse Ben Keserim Açıklaması

Üzerinden belirli bir süre geçse de Recep Tayyip Erdoğan’ın “Raconu Ben Keserim/Racon Kesilecekse Ben Keserim” sözleri hala tesirli, hala tartışmaya açık. Konuya şöyle bir girizgahla başlamak istiyorum.

Giderek Niccolo Machiavelli’nin Prens kitabında geçen sahneleri tek tek yaşadığımız bu günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Raconu Ben Keserim” ifadeleri ile kitap ve gerçeklik arasında kısa bir gelgitler yaşadık. Kitap neyi anlatıyor;

Kitap bir ülkede mutlak monarşinin en iyi çözüm yolu olduğunu, ülkeyi yönetmenin en ideal yönteminin monarşi/tek adam rejimi olduğunu her yönüyle açıklıyor.

Kitap, yeni bir düzeni başlatmak ve sürdürmekten daha zor olan, başarı şansı daha düşük ve idare etmesi daha tehlikeli olan bir şey yoktur felsefesini düstur edinmiş bir hükümdardan bahseder.

Kitap, amaca giden her yolun mübah olduğunu, her türlü hile, usulsüzlük yapsan da aslolan devletindir der.

Kitap, tek bir kafanın tüm ülkeye egemen olmasını, aykırı olanın yuvasından çıkan köstebeğin kafasına vurur gibi vurmayı emreder.

Kitap kişinin değil, hükümdarın özgürlüğünü ister. O varsa, isterse, dilerse olur ve o özgürlüktür der.

Bu menkıbeyi anlattıktan sonra konuya dönmeyi faydalı görüyorum. Bi kere “Raconu Ben Keserim” ifadesi tamamen yanlış. Neden Yanlış?

Bir kere o jargon oraya gitmez. Bu ülke Kurtlar Vadisi değil. İki kere bu ülke mafyalar diyarı da değil. Racon kesmek, bir siyasinin ağzına yakışmayan bir söz öncelikle.

İkincisi elbette söz sahibi siz olabilirsiniz. Racon derken kastınız tabi ki “söz söyleme önceliği” idi. Yoksa aksi takdirde “ceza kesme” gibi bir anlamı kast etmediniz. İlkinden devam edelim. Söz söyleme önceliği sizde. Bunu meydanlarda “buranın ağası benim” der gibisinden söylemek önünüzde sizi dinlemek için gelen halkın sizi elleri kanarcasına alkışlamasından başka neye yararı olabilir. Tabi tek derdiniz “alkış toplamak” değilse.

Bir üçüncüsü, biraz tevazu. Tamam, her şeye muktedir olma iştiyakı iyi olabilir ama hiçbir zaman her şeye muktedir olamazsınız. O anda o “raconu” kesene “öyle mi racon kesilir?” diye bir soru mu soracaksınız?

Bir dördüncüsü tamam o söz konusu olan yazarlar büyük bir “cahil ordusu” ki tahmin gibi bir hataya düşmüşler. Bu kibir insana zarar vermez mi?

Bir beşincisine ise bizi bizden daha iyi bilen yoktur sözünü önceden söyleyerek başlamak istiyorum. Bir yabancıya bu konuşmayı nasıl tercüme edeceksin? “Sayın Cumhurbaşkanımız, burada benim borum öter diyor” diye mi? “Yoksa biri konuşacaksa o da benim” diye mi? Ne der? Tamam biz biliyoruz. Ya o?

Velhasıl, neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir söz. Alkışlamak için vaktiniz var. Düşünün: Bu gidiş nereye?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir