Evde Penguen Beslemek

Jim Carrey’nin ‘Babamın Penguenleri’ filmini izledikten sonra, bir de üstüne BBC’nin Planet Earth belgeselinde bulunan ‘Bir Kutuptan Diğerine’ isimli bölümü izlediyseniz kuvvetle muhtemel benimle aynı hayale yani evde penguen beslemeye heveslenmiş olabilirsiniz.

Özellikle yavruyken acayip derecede sevimli olan bu ponçik canlılar, kuş olacakken son anda yerçekiminin azizliğine uğrayıp (kutuplarda yer çekimi daha fazladır), hayatlarına kanadı olan fakat uçamayan bir canlı türü olarak başlamak zorunda kalmışlardır.

Peki bu ilginç canlıları evde nasıl besleyebiliriz?

Öncelikle penguenlere sağlanması gereken yaşam koşullarına bakalım. Bir penguenin yaşaması gereken ortalama sıcaklık -20 ila -40 arasındadır. Bu konuda bir problem yok bizim evdeki buzdolabı -18 dereceye kadar soğutabiliyor. Fakat bu hayvan buzdolabına nasıl sığacak? Bunu da düşündüm efendim. Buzdolabının üstündeki şoklama bölümü yavruluk evresinde iş görebilir ama en iyisi büyük bir derin dondurucu almak. En azından benim için buna pek gerek kalmayacak. Çünkü, yavruluk dönemi bittikten sonra sevecenlikleri azaldığı için Antartika’da World Exchange yapan kuzenimin eline verip yollamak.

Sonralıkla bu canlının da bir midesi var. Normal şartlarda balıkla besleniyorlar. Martıyı bile simite alıştıran bu ekonomik durum (gelin görün ki bu durum insanımız için de geçerli) bu hayvana da simit olmasa bile kuş yemine alıştırabiliriz. Ancak bu durum hayvanın ‘Ben kuş yemi yiyorum fakat uçamıyorum.’ diyerek kederlenmesine yol açabilir.

Penguene isim koyarken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise, karizmasını bozmayacak ciddi isimler verilmesidir. Bildiğiniz üzere, bu hayvan sürekli smokin ile gezdiği için laubali isimler ile seslenmek pek yakışık almayacaktır.

Sözün özü ilk başta fazlasıyla mantıklı ve makul gelen bu fikrin aslında ilham kaynağı olan filmin türünde de olduğu gibi absürt bir durum ortaya çıkaracağına karar verdim ve evde penguen beslemekten vazgeçtim.

Adet bozulmasın bu da böyle bi anımdır.

Ethem Çalışkan

Yeni şeyler söylemek lazımdı. Mevlana öyle söyledi. Artık söylemek değil yeni şeyler lazım.