Farklı Bir Hikaye: Memlükler

Türk Devletleri arasında başarıları, zaferleri ve hikayesiyle diğer Türk devletlerinden çok farklı ve özel bir konuma sahip olmuş, çok büyük komutanlar yetiştirmiş, İslamın iç ve dış etkilerden zarar görmesini engellemiş, köle olarak geldikleri coğrafyada sultan olmuş bir devlet Memlükler diğer bir adla Kölemenler.

Rukneddin Baybars gibi Kutuz gibi (tarihimizin büyük komutanlarından olan Yavuz Sultan gibi Fatih Sultan gibi Tuğrul ve Çağrı Beyler gibi) büyük komutanları yetiştirmiş,büyük bir devlet: Memlükler.
O tarihe kadar yenilgi yüzü görmemiş yenilmez Moğol ordularını tam altı kez yenmiş, İslam sancağını saltanatı boyunca taşımamasına rağmen Eyyubiler ve Anadolu Selçukluları gibi ya da Anadolu Beyliklerinden Danişmentliler gibi Haçlılara karşı hiç yılmadan amansız mücadeleler vermiş koca bir devlet: Memlükler.

Haklarında destan yazmaya kalkışsak Manas Destanı gibi uzun bir destan yazılır üstelik yazılmaya da devam ederdi.

Memlükler Mısır coğrafyasındaki kendilerinden önceki devletlerde olduğu gibi bir devleti (Eyyubiler’i) yıkarak kendi devletlerini kurdular. Eyyubilerin son hükümdarı öldükten sonra yerine karısı Şecerüddür tahta geçmişti bu durum hoş karşılanmadığından ordudaki komutanlardan İzzettin Aybeg ile evlendi. Zaten bir Memlük olan Aybeg ‘ordunun’ da desteğini alarak kendini sultan ilan etti ve Eyyubi hanedanına son vererek Memlüklü Devleti’ni kurdu. (1250)

Devlet kurulmadan önce Memlükler esir Türklerden oluşmaktaydı ve hemen hemen çoğu tarihin en kanlı ve en büyük imparatorluğu olan Moğolların şehirleri birer birer talan ederken topladıkları Türklerdi. Bu Türkler Filistin ve Suriye coğrafyasında ve bir kısmı da Anadolu coğrafyasında çok cüzi fiyatlara satılmaktaydı. Kim bilebilirdi ki bu Türkler kendilerini esir edip köle pazarında satan Moğolları tam altı kez yenerek intikamlarını alacak olsun?
Kelime kökeni incelendiğinde Kölemen ve Memlük bu iki kavram da aynı manalara ve aynı çağrışımlara gelmektedir. Kölemen veya Memlük, Arapça mülk olunan, köle anlamlarına gelmektedir.Başka bir anlamı ise Kıpçak (Şu andaki Rusya toprakları olarak söyleyebiliriz) bozkırlarından para ile satın alınıp Mısır’ın Ravza adasında özel eğitimlere tabi tutulan elit asker topluluğu.

Osmanlı Devleti’nde var olan Yeniçeriler ile aynı özellikleri taşırlar ve Osmanlı bu usülü Memlüklerin çıkardığı muazzam seviyenin de üstüne çıkarmışlardır.

Moğollar sadece Kıpçak Türklerini esir etmemişlerdir ya da sadece Türkleri esir etmemişlerdir. Bu konuda etnik olarak ayrıma gitmemişler her milletten insanları esir olarak köle pazarlarında satmışlardır. Burada farklılık Mısır coğrafyasında-tabi ki bölgedeki Kıpçak yoğunluğundan dolayı-asker olarak yetiştirilmek üzere alınan Türkler genelde Kıpçak Türklerinden oluşmaktaydı. Hatta Memlüklerden önce Eyyubilerin ordusunda da Kıpçak Türkleri vardı ve yine aynı usüle benzer bir eğitime tabi tutuluyordu. Yukarıda bahsi geçen İzzettin Aybeg de bir Kıpçak Türküydü ve o da Eyyubi ordusuna girmek için bir eğitime tabi tutulmuştu.

Mısırda kurulan önceki Türk devletlerinden etnik olarak herhangi bir farkı yoktu Memlüklerin. Yönetenler Türk yönetilen halk ise Araplardan oluşuyordu. Bu da kültürel anlamında tam anlamıyla Türk devleti olmasını imkansız hale getiriyordu. Tarihte bu tip devletlere örnek olarak gösterebileceğimiz Türk devletleri Gazneliler(Hindistan ve Afganistan yöresinde) ve Babür İmparatorluğu’dur. (yine aynı coğrafyada)Yönetenler Türk yönetilenler başka milletlerden oluşmaktaydı.

Ama Memlükler döneminde Mısır,Devlet’ül Etrak(Türk devleti) olarak bilinirdi. Devletin resmi adı ise Ed Devlet’ül Türkiye idi. Türkiye adıyla kurulan bir nevi ilk devlet Memlükler’dir diyebiliriz. Daha sonra Memlük yönetiminde bir Çerkes ağırlığı olmuş ve son zamanlarındaki sultanların ekseriyetle çoğu Çerkes kökenli olmuştur.

Memlükler hakkında çok önemli bir diğer detay ise Kut anlayışının olmadığı tarihteki tek Türk devleti olmasıdır. Yani hanedanlık babadan oğula geçmez güçlü olan komutan veya zümre yönetimi ele geçirir. Memlüklerin dönem dönem olarak incelenememesinin nedeni de bundan kaynaklanır. Açarsak eğer, Memlüklerin çok sayıda sultanı olmuştur kut anlayaşının olmamasından dolayı. Yaklaşık 250 yıllık tarihlerinde 200 civarında sultan tahta geçmesinden anlaşılacağı üzere istikrardan-maalesef-yoksun bir Türk devletiydi Memlükler. Osmanlı Devletine bakacak olursak Kut anlayışının var olmasından dolayı 623 yıllık ömürlerinde 36 padişah tahta geçmiştir.

Memlükler bütün özellikleri ve icraatleri ile tam bir askeri devletti. Büyük komutanlar yetiştirmiş ve her askeri yetenekli ve savaş konusunda muhteşem hünerleri sahipti. Moğollarla yaptıkları savaşlarda Ayn Calud ve Elbistan savaşlarını örnek gösterirsek eğer Moğol ordularının çoğunu tamamiyle imha etmişler ya da Moğol ordularına karşı mutlak zaferler kazanmışlardır. Şu anektodu da ekleyelim Moğollar Memlüklerle karşılaşana kadar hiç yenilmemiş bir orduya sahipti ve Ortadoğu başta olmak üzere diğer devletler bu kanlı ve zalim imparatorlukla savaşmaktan uzak durmuşlardır. Bu yenilgiden sonra(Ayn Calud) Moğolların tarihteki o en büyük imparatorlukları hızla çökmeye başlamış ve tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmeye başlamışlardır.

Memlükler askeri açıdan her ne kadar kadar güçlü bir devlet olsa da Timur’u bir tehdit olarak görmüş ve arasını iyi tutmaya çalışmıştır. Zira Osmanlı Padişahı (Bayezid) ve yöneticiler bu tehlikeyi görmezden gelerek neredeyse devleti kuruluş aşamasındayken yıkmış olacaktı. (Timur ve Bayezit arasındaki 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra).Bu da Memlüklerin siyasi açıdan bilgilerinin yüksek olduğunun ve yetenekli devlet adamlarının olduğunun göstergesidir.

Haçlı seferlerinde İslam dünyasını tehlikelerden korumuş ve o dönem Haçlı krallıklarında bulunan Akka’yı ve Hatay’ı alarak İslama büyük katkılarda bulunmuşlardır. 7.ve 9. Haçlı seferlerinde düşman ordularını Mısır bölgesinde karşılamış ve büyük zayiatlar vererek geldikleri yerlere tekrar göndermişlerdir.

Tarihin cilvesi mi desek Mısır coğrafyasının hikmeti mi desek o bölgede kurulan Tolunoğulları, Ihşidiler ve Memlükler’i de katarsak eğer bu devletlerden sonra Mısır coğrafyasında hep bir askeri hegomanya hakim olmuş her ne kadar Memlüklü devleti yıkılsa da hanedanlıkları 18. Yüzyıla kadar sürmüştür ve bu yüzyılın sonunda belki kulağınızın aşina olduğu Kavalalı Mehmet Ali Paşa Mısır’a vali olarak atanmış ve o da coğrafyanın kaderi olarak kendi askeri birliklerini kurmuş. Devasa aynı zamanda tam teşekküllü bir donanma ve ordu meydana getirmiştir kısa bir zamanda. Daha sonra Osmanlı Devleti’nin himayesinden (en azından valilik değil de özel bir ayrıcalık istemiştir) çıkmak istemiştir. Kavalalı’nın hanedanı arada Mısır Sultanlığı’nın etkisiz ve İngiliz kontrolü altındaki yönetimimi saymazsak 1952 Mısır Devrimi’ne kadar sürmüştür ve o tarihte Cemal Abdülnasır iktidara gelmiş. Abdülnasır bir ihtilalci yani bir ‘general’ daha sonra yerine Enver Sedat geçmiş ve Enver Sedat da 1952 devrimini yapan ekipte üst düzey bir ‘askeri görevli’ idi. Daha sonra yerine Hüsnü Mübarek geçer o da bir ‘asker’di. Sonra alışılmadık bir şey oldu Hüsnü Mübarek devrildi yerine ‘seçilmiş’ cumhurbaşkanı Muhammed Mursi geçti ama Mısır coğrafyası bu değişimi tam anlamıyla kaldıramadı ve Abdülfettah Sisi yani bir ‘general’ darbeyi yaptı ve yönetimi ele geçirdi. Uzun lafın kısası bu coğrafyada hep bir askeri düzen ve askeri varlık hakim olmuş ve bu coğrafyanın adeta kaderi oluvermiştir.

Memlükler hakkında ilginç olan bir diğer nokta ise ateşli silahların kullanmasını yasaklayan veya kısıtlayan tarihteki iki devletten biri olması diğeri Feodal Japonya. Öyleki peygamber efendimizin hadisi şerifinde yer alan ‘Ok ve yay kullanınız’ hadisinden dışarı çıkmamak için ateşli silahları kullanmaktan çekinmişlerdir. ‘Tüfek çıktı mertlik bozuldu’ deyimi vardır ya hani, Memlükler için ‘Tüfek çıktı Memlükler yıkıldı’ olur aslında. Zaten 1516’da Mercidabık’ta 1517’de Ridaniye’de Osmanlı Devleti’ne yenilmelerinin en büyük nedeni ateşli silahları kullanmamalarıdır. Belki o savaşta kullanmış olsalardı tarih çok daha farklı olacak Mısır coğrafyası ya da Osmanlı coğrafyasını çok farklı bir biçimde biliyor olacaktık.

Ve bu koca devletin yıkılışı yukarıda bahsedildiği gibi oluyor daha öncesinde II.Bayezit zamanında husumetler ve sıcak savaşlar olsa da Yavuz döneminde tamamiyle yıkılmış ve tarih sahnesinden çıkmışlardır yine yukarıda bahsettiğm üzere hanedanlıkları 18. yüzyıla kadar her ne kadar zayıf ve de parçalanmış olsa da- sürmüştür. Bir ara Canberdi Gazali isyanı çıkmışsa da-amaç Memlükleri yeniden canlandırmak-isyan daha sonra bastırılmıştır. Bu arada Canberdi Gazali öz Çerkes ismidir.

Köle olarak geldikleri Mısır coğrafyasında çalışarak, uğraşarak, azmederek sultan olmaları kelimelerle anlatılamaz bir başarı örneğidir. İslama hizmetleri, koruyuculukları, Moğollarla olan savaşları, Haçlılarla olan mücadeleleri sadece birkaçı.

Bu devlet en az Selçuklu gibi Osmanlı gibi Hun ve Göktürk Devletleri gibi muazzam ötesi bir devlettir. Yayalım, konuşalım, anlatalım bu muazzam devleti.

Tarihimiz sadece Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nden ibaret değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir