Firavun Nerede Hata Yaptı ?

Firavun, verimli Mısır topraklarının, sayısız peygamberler diyarı, aziz Nil Nehri’nin hayat verdiği coğrafyanın yegane sahibi…

Ülkesinden Yusuflar, Harunlar, Musalar geçmiş biri. Yusuf ile Züleyha’nın aşkına tanıklık etmiş. Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i ortadan ikiye böldüğüne şahit olmuş, nice mucizeler görmüş ama gel görelim ki iman etmemiş.

Size de tuhaf gelmiyor mu? Düşünsenize Hz. Musa, Firavun ve halkına bütün ilahi delilleri göstermiş, mucizeler yapmış ama bir avuç iman etmiş insan toplayamamış.

Hz. Musa Kızıldeniz’i ortadan ikiye bölüp arasından kaçtığı sırada Firavun’un şerrinden Firavun hala koşuyordu Hz. Musa’nın arkasından. Hatası düşünmemesi ya da düşünmek istememesi. Halbuki durup ‘harbi  bu adam nasıl böldü denizi böyle ortadan ikiye ?’ dese iman edecek ama halkından ve kendi çevresinden korktuğundan, çekindiğinden dolayı yanlış yaptığını bildiği halde, yanlışında ısrar etmişti.

Hz. Musa’nın her işinde bir art niyet bir çıkar aradı. Hz.Musa oysa ki kendi sarayında yetişmişti. Kendi nefsi için isteseydi –peygamberdi nasıl olsa- Mısır’ın tek sahibi olacak ve halk da mecburen iman edecek ya da öyle gözükecekti ama böyle bir şeyi de Hz. Musa zaten istemeyeceği aşikardı. Kaldı ki böyle bir olgunun ne İslamda yeri vardır ne de önceki hak dinlerde. Herşey de gönül rızası esastı.

Meseleye dönecek olursak, Firavun aslında hatayı en başında , itabarını aklının önüne geçirerek yapmıştı. Artık son anda, geri dönüşü olmadığını gördüğü anda iman etmeye kalktı. Muteber değildi. İman-ı yeisti yani ölürken iman etmekti, Firavun gibi.

Hayatta bazı yanlışları, yanlış olduğunu bildiğimiz halde yapmaya ya da söylemeye devam ederiz.Bize bahşedilen o eşşiz ve büyük nimet olan aklı kullanmayız.

Firavun gibi olmamak lazım
düşünmek, araştırmak, sorgulamak lazım; sonumuz için, ilerisi için.

Herşeyin sahibi iken elinde hiçbir şey kalmamış Firavun ve ordusu gibi bir son kapımızı çalabilir. Yanlışları yanlış olduğunu bildiğimiz halde yapmaya ya da söylemeye iten ne varsa itibar, saygınlık, delikanlılık, erkeklik, asilik, devrimcilik, ırkçılık, hemşehricilik vesair hepsini bir kenara atmak lazım.Dünya eğer düzelecekse ya da biz düzeleceksek, ülkemiz düzelecekse bu noktadan düzelecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir