Gaz Futbolu

Gaz futbolu, belirli bir teknik düzene ve disipline bağlı kalmadan tamamen doldurma heyecanlarla, presle, koşuyla ve seyirciyle desteklenen futboldur. Ülkemizde örnekleri ise ayrıca oldukça boldur. Fatih Terim ve Şenol Güneş gibi isimler, sadece ve sadece gaz futboluyla takımlarını bir noktaya kadar getirmişlerdir. Galatasaray’ın UEFA ve Süper Kupa’sı dahil olmak üzere Fatih Terim’le kazandığı tüm şampiyonluklar; Şenol Güneş’in son iki sezon Beşiktaş’ta şampiyon olması da dahil elde ettiği tüm başarılar gaz futbolunun bir örneğidir. Avrupa futbolunda maçın bazı evrelerinde ya da bazı maçlarda görülen ”gaz futbolu” ülkemizde çoğu teknik direktörün başlıca puan silahıdır.

Örneğin Fatih Terim’in Milan’da başarılı olamamasının asıl nedeni de tam olarak buydu. Galatasaray’ı UEFA Şampiyonu yaptığında tüm dünyada gözler onun üzerindeydi. Tartışmasız iyi bir teknik direktör olan Fatih Terim, Türk takımlarının adeta kimyasını çözmüş. Milan’da futbolcularla anlaşamadı bile. Pirlo’nun son zamanlarda çıkardığı itabının bir bölümünü Fatih Terim’in Milan’ın başında olduğu zamana ayırmış. Neden başarısız olduğunu çözümleyen en iyi kaynak. Fatih Terim, Milan’lı oyuncuları anlayamadı bile.

Öte yandan Şenol Güneş. Oynattığı tüm takımlarını ayakta alkışladık. Zira göze hoş geliyor ama bir hikayesi yok. Gazla, gazla, hadi oğlum, koş, koş. Devre arasında takımı bir güzel yağla, futbolcular neresinden soluyacaklarını şaşırsınlar, kenardan bir iki oyuncuyu taç atılırken yanına çek, bu kadar. Fatih Terim ve Şenol Güneş başta olmak üzere tüm Türk teknik direktörlerin asıl sıkıntısı bu.

Ayrıca Mustafa Reşit Akçay ve Aykut Kocaman gibi Türk teknik direktörler de alışılmışın dışına çıkarak bir nevi yanlış yapıyor. Akçay yanlış yapmıyor ama Aykut Hoca büyük bir yanlışın içinde. Bu ülkede futbol ne yazık ki ”sonuç endeksli”. Ne kadar kötü olursan ol maçları kazan, ligi lider bitir, kimse sana kötü bir yorum yapamaz. Ama üst üste iki maç kaybetmeye gör, işte o zaman çanlar çalmaya başlıyor. Spor yorumcuları, gazeteler, kulüp başkanı, maç sonunda soru bombardımanına yığan gazeteciler vesaire. Aykut Hoca, kendince doğru olanı yapıyor. Elinde sihirli bir değnek yok. Takımın bir noktadan sonra oturacağı inancı var ve kendisi biraz sabırlı biri ama ne taraftar ne de başkanlar öyle değil. İstiyorlar ki ilk yarı şampiyon olalım. O yüzden lige gelen hiçbir yabancı teknik direktörün kendi sistemini kurmasına izin verilmiyor.

Örneğin Simeone, Türkiye’de üç büyüklerden birisini alsa yine şampiyon yapamaz çünkü kendi on biri değil onlar. Simeone kendi on birini ister. Bu ise zaman alır. Zaman da bizim en sevmediğimiz şey.

Velhasıl gaz futbolu yalnız saha içinde değil, futbolun aslında olmaması gereken her yerinde. Doğrudan sonuç odaklı olmak, fevri olmak, hemen her şey olsun istemek, maalesef futbolda olmuyor. Gaz futbolu, tam da bu noktada, büyüklerden ikisinin bocaladığını gören diğer takımın boşta olan ”gaz maskesine” sarılmasıyla dizginleri ele alıyor. Biliyorsunuz o maskeyi ağa babalar bir de 100 yılda bir garibanlar alabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: