Geçmiş Neden Güzel Hatırlanır?

Yeni bir düzeni başlatmak ve sürdürmekten daha zor olan, başarı şansı daha düşük ve idare etmesi daha tehlikeli olan bir şey yoktur. Niccolo Machiavelli böyle der. Geçmiş her zaman güçlüdür. Daha önce olanlar daha büyük görünür; alışkanlık ve tarih her eyleme bir ağırlılık kazandırır.

Geçmiş her zaman bize samimi gelmiştir. Geçmişte yaşadıklarımız, gördüklerimiz, yaşanmamışlıklarımız, itiraf edilememişliklerimiz hep samimi, güzel, hatırlandığında en azından yüzümüzde tebessüm ettiren olmuştur geçmiş. Kısaca geçmiş insana hep samimi gelecek olmuştur. Peki neden geçmiş hep samimi gelecek? Neden geçmişte olanlar karşısında hep samimiyet ararız?

Tanıdık olanı yıktığınızda bir boşluk yaratırsınız. İnsanlar bu boşluğu doldurmak için hücum edecek olan kargaşadan korkarlar. Bu aşama ise modern literatürde muhafazakarlığın doğuşu olarak nitelendirilir. Geleceğe dair korku ve endişeler insanları geçmişe sıkı sıkıya bağlı kalmaya ve ona sarılmaya zorlar. Bu sayede muhafazakarlık, yani geçmiş değerlerle beraber yaşama fikri ortaya çıkar.

Öte yandan bu fikri kendi lehine kullananlar sıklıkla siyasilerdir. Yine Niccolo Machiavelli’nin “korku olmadan devlet yönetilmez” sözü ışığında, ortada mevcut olan korkuyu manipüle edip, ideolojileri şekillendirmek de devletin ve yöneticilerin tam olarak istedikleri şeydir. Tarihi olay ve kişilerle kurulan bağlantılar veya onlara dair anektodlar, atıflar geçmişi hep zinde tutacak ve bu sayede “ideolojisi geçmişe ve geçmişte olanlara dayanan her eylemin, her çağda muhakkak fanları olacaktır.”

Geçmiş hep samimi gelecek, İnsan geçmişi hatalarından, kötülüklerinden ve kirliliklerinden arındırarak hatırlar. İnsan geleceğine karşı hep çekimser bir tavır takınmıştır. Gelecek tehlikelerle doludur. Geçmiş, insana hep daha güzel ya da hep vurguladığım gibi samimiyet dolu gelir.