Görmeden Ölmeniz Gereken Yerler: Bozbey Emir Dinlenme Tesisleri II

Bozbey Emir Dinlenme Tesisleri, Bolu Kaynaşlı Bozbey Emir Dinlenme Tesisleri ya da Kaynaşlı Bozbey Tesisleri artık adı hangi isim, sıfat, yüklemden oluşuyorsa kast edilen söz konusu yeri zannımca herkes anlamıştır. Bayramda seyranda oraya buraya, sıklıkla da memlekete gidenlerin görmeye maruz bırakıldıkları melun yer. (Mel’un: İsim. Lanetlenmiş, Lanetli). Bu yer hakkında iki yazımanın sebebi sizin de onayladığınız şekliyle buranın güzellikleri değil burada gördüğüm şaşırtıcı manzaralarıdır. İşte Bozbey Emir Dinlenme Tesislerinden birkaç tanıdık manzara.

Otobüsten İnenlerin Zombi Gibi Yürümeleri

Otobüsten indikten sonra birkaç metre bu zombimsi hal ve hareketler uyurgezerlerle özdeşleşmiş iki kol 90 derece halde yürüme ile devam ediyor. Koridorda bi sağdaki bi soldaki yolcuya kafa attıktan sonra paldır küldür yere adım atıp şöyle kendinize gelmeye çalışıyor ama zombi profilden çıkamıyorsunuz. Muavinler cin gibi Maşallah, yine ellerine 973836828 termosu nasıl sığdırdılarsa?

Arşa Yükselen Baca Gibi Sigara Dumanı

Burada akılda kalacak en önemli manzaralardan biri de bu: Sigara dumanları. Bir saat bu ortamda duran sigara içmeyicisi bir insan 5 paket sigara içmiş gibi olur. Uzaydan baksalar bir bulutlanma görebilirler Bolu şemalarında. Bu nasıl bir sigara dumanı Allah’ım. Herkes içiyor: Herkes. İçmeyene zorla içirtiyorlar.

Bazlamanın 6 TL Olması

“Len ne olacak” deyip elinizdeki bozuklukları sağ elin ayalarına toplayıp ya da eli paraşüt yapıp ucuna bozuklukları yerleştirerek malum satış noktasına varıyorsunuz. Tabi etrafta methiyeler, güzellemeler, koçaklamalar vesaire bazlamaya öyle PR yapılmış ki A101’deki “Aldın Aldın” reyonu gibi. Kainatın son bazlamaları bunlar. Neyse sol kolu 110 derece satışın yapıldığı mermere dayıyor sağ kolu ise paraşüt yaptığınız bozuklukları uzatmak için kullanıp “Ne kadar birader, kardeş, usta” gibi soru edatlarını da dahil ettiğiniz bir soru cümle kuruyorsunuz. Cevaben “6 TL” karşılığını aldığınızda içinizden “Hay ananı” diye başlayıp soy, sop, silsile devam eden argoları geçiriyor ama o bozuklukları sol ele atıp sağ arka cepten cüzdanı çıkarıyorsunuz. Hayır aksilik cüzdandan da hiç mi 5, 10, 20 felan çıkmaz? Her zaman olan esnaf parası 5 TL de yok ki üstü tamamlansın. Neyse canım 50, 100 ve Atamızın tam yüzümüze doğru kahkaha atacak kadar güldüğü (bu kadar güldüğü fotoğraf nadirdir onu da Allah razı olsun paraya koymuşlar. Hayır neden 5 reisin üzerine koymuyorsun? Anca maaş günlerinde tabi. Olsun) 200 TL’nin orada hiç olduğu ile kalıyorsunuz. Hayır valla eleştiri için söylemiyorum ama bu kadar da boş bir yiyecek olur mu Allasen ya? Bir de koca koca “Kıymalı, kavurmalı, patatesli yazmaları yok mu? Yok Lan sade peynirli var. Düşündükçe sinirleniyorum.

Ansızın Gelen Tuvalet İhtiyacı Sırasında Yapılan Anonslar

Her şey tamam, çaylar içildi, nikotine verilmesi gereken depolama alanı fazlasıyla vücutta açıldı yalnız çayın üstüne o son su şişesini devirmeyecektiniz. Yandınız. 1 TL ücretini haceti giderdikten sonra ödeyeceğiniz tuvalet kabininin sağ ya sol lobuna duhul eylediniz ve söz konusu lavaboya girdiniz. Nedense her zaman mola saatinden 10 dakika evvel otobüsün başıma geçip emmilerin aracı nasıl yıkadığına baktığınız ata sporunu “yeaa ne olacak” diye tehir eyleyerek tuvalete gitme gafletinde bulundunuz. Oturur oturmaz “Ankara’dan İstanbul-Tekirdağ istikametine giden Nilüfer Turizm’in sayın yolcuları, mola süreniz dolmuştur. Araçtaki yerlerinizi almanız önemle rica olunur” anonsu sanki taharet musluğunda çalıyor, o biçim. Yerinizde duramıyorsunuz. Vücut “Abi daha dur” derken aklınız “Lan başlatma, otobüs gitçek dağ başında koyacan bizi” diyor ve böylece muazzam bir dilemmanın arasında kalıyorsunuz. Artık yarısı içine yarısı dışına bir şekilde apar topar çıkıyor ve bir bakıyorsunuz heyecanlı genç muavin aracı henüz çalıştırmamış bile.

Ben Nereye Geldim Lan Sorunsalı

Hakikaten ilginç bir tarafı var bu yerin. Ne zaman hangi mevsimde gelirseniz gelin buz gibi bir hava ile karşılaşırsınız. Örneğin yaz aylarında otobüsünüz eskaza burada konaklamışsa dahi otobüsten iner inmez oldukça serin bir hava karşılar sizi. “Everest’e mi geldim” ben diye kendinizle birkaç gelgitler olsa da durumun normalleşmeye başladığını çevrenizdeki insanlardan buranın Everest olmadığını anlarsınız.

Hiç kimse Gülmüyor

İlgimi gerçekten oldukça çekti: Hiç kimse gülmüyor. Burada kahkaha atmayı zaten taca atıyorum kimse gülmüyor bile. Şöföründen muavinine, bazlamayı 6 liraya kitleyen dayıdan sigara küllerini ve izmaritlerini yere atanlar ya da onları süpüren amcalara kadar hiçbir insanın yüzünde tebessümün en ufak bir emaresi dahi yok. Gülmüyorlar Lan. Bindiğim çoğu otobüs buradan geçmesine rağmen her indiğimde gördüğüm manzara bu.

Serinin birinci versiyonu aşağıdaki bölümde;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir