Hiçbir Korkuya Benzemez Halkını Satanın Korkusu

Nazım Hikmet’in okuduğunuzda “hayretler içinde bırakan” dizelerinden yalnızca biri olan bu söz, büyük bir öngörü, tespit ve dahi analizdir. Halkını satmak, halkını türlü sebeplerden dolayı kandırmak ve onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak, yapan veya yapanlar için “korkunun” hasıdır.

Hiçbir korkuya benzemez der Nazım Hikmet, halkını satanın korkusu. Nazım, bugünü öngören bir dil kullanmıştır bunları yazarken ve elbetteki kendi döneminde olan siyasetçiler için de kullanmıştır. Nedir bu korku?

Geçmişte ataların söylediği bir söz vardır: Ahali isterse padişahı tahttan indirir.

Ahali, yani millet veyahut halk, iktidarlar ve hükumetler tarafından yönetilir. Fakat iktidarlar her zaman adil ve halkın çıkarlarını gözetmeyebilirler. Bu durumlardan iktidarda olan kişiler, adam kayırmacılık yapabilirler, rüşvet yiyebilirler, hesaplarına milyon dolarlar havale edebilirler fakat içlerinde her zaman derin bir korkunun hissiyatını yaşarlar. Bu korku öyle bir şeydir ki tarihe bir utanç kaynağı olarak geçmenin korkusudur. Tarihin ”kendi halkı tarafından istenmeyen, dışlanan, nefret duyulan” olarak yazacağın bir kişi olmak ”halkını satanın korkusudur” ve bu korku, onlara tüm yaşamlarında karşısına çıkar. Ve işte bundandır ki halkını satanlar başka şeyleri de satmak isterler. Kurumların vicdanlarını satılığa çıkarırlar, işleyişin namusunu beş paralık ederler, düzeni bozar, emekleri satar ve her şeyi bu korkuyu biraz olsun dindirmek için yapar.

Halkını satmak, affedilemezdir çünkü. Kişileri satabilirsiniz; örneğin bir arkadaşınızı, en yakınınız olarak gördüklerinizi fakat halkını satmak başka, bambaşka bir kusurdur, kusurdan daha ağır kelimeler kullanmak gerekir de bunu kişilerin yorumuna bırakmak istiyorum.

Gözlerinden akan korku, yüzlerine bakamayacak olmanın endişesiyle birleşir. Korku, hafifletilmek amacıyla başka şeylerle giderilmeye çalışılır ama nafile. Halkını satmak, böyle bir şeydir. Endişenin, tir tir titremenin dışa vurmasıdır. Siz bakmayın ”pişkin” olduklarına. Onlardaki korku hiçbir ”ödü patlayacak kadar korktuğu şeyle yüzleşen” kişilerde yoktur.

Hükümdarlar, halklarına karşı sorumlu olanlardır. Nitekim şu anda hükümdarlar yok. Kim bilir yakın bir zamanda olur. Günümüzde iktidarlar var. Esasen değişen hiçbir şey yok. Hükümdarın halkına karşı sorumluluklarını bundan 1600 sene önce yazmış olan bir millete bu yapılanlar reva mıdır?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir