İatrojenez Nedir? Tıbba Güvenmeli Miyiz?

Toplum, tıp tarafından yaratılan tehlikelerin ciddi bir biçimde farkına varmıştır. Hamilelik sırasında çocuğun kanser olmasına yol açabilen teşhis amaçlı röntgenlerin aşırı kullanımı ve zararlı reçeteli ilaçların etkileşimleri bunun örneğidir. Bu tür problemleri açıklamak için Yunancada “iyileştirici tarafından neden olunan” anlamına gelen “iatrojenez” sözcüğü kullanılır. Avustralyalı radikal düşünür İvanillich, tıp kurumunun insan sağlığı için ciddi bir tehdit haline geldiğini, çünkü kapitalizmle birlikte tıbbın kendi kendine hizmet eden ve insanları iyileştirmekten çok hasta ettiğini ileri sürer.

İllich, iatrojenezin üç ana türünün olduğunu savunur. Klinik iatrojenez, hastaya tıbbi müdahale olmaksızın gerçekleşmeyecek bir zararın verilmesidir; aşırı antibiyotik kullanımı nedeniyle bakterilere direncin azalması bunun bir örneğidir. Sosyal iatrojenez, hayatın tıbbileştirilmesidir; gittikçe daha çok sorunun tıbbi müdahale gerektirdiği düşünülmektedir ve hastalık dışı şeyler için pahalı tedaviler geliştirmektedir. Örneğin önemsiz depresyon vakaları genellikle alışkanlık oluşturan ilaçlarla tedavi edilir. İnsanların bu şekilde tedavi edilmesi ilaç şirketleri gibi ilgili kurumların menfaatinedir.

İllich’e göre daha da kötüsü kültürel iatrojenez yani hastalık, acı ve ölümle başa çıkmanın geleneksel yollarının yok edilmesidir. Hayatlarımızın aşırı tıbbileştirilmesi bizi ölüm ve hastalığının gerçekliğiyle yüzleşmeye gittikçe isteksiz hale getirir: doktorlar rahiplerin rolünü üstlenmiştir.

 

Sağlıklı insanlar evlenmek, çocuk yapmak ve ölmek için bürokrasiye ihtiyaç duymaz.

Ivan Illıch